10 Temmuz 2012 Salı
Eski Açık Sarı Desene...
Hiç bir başlangıcı yakıştıramıyorum
ve başlayamıyorum bir türlü anlatmaya.
Her şey dün gibi taptaze
Yeni Açık'ın merdivenlerinden ilk defa çıktığımda 5 yaşındaydım.
Babamın omuzlarındaydım.
O günün maskotu bendim.
Her skor sorana 5 işareti yapıyordum istisnasız.
İlk golde tribünlerin gooool sesinden korkup ağladığımı hatırlıyorum
İyi ki 5 tane atmamışız o akşam.
Bütün gecem rezil olurdu.!
O akşamdan sonra ikinci adresim oldu Ali Sami Yen.
Bazen de ilk adresim.
Ne kombine vardı, ne de koltuk.
Evet koltuk bile yoktu.
Köpük straforlardan koyardık kıçımızın altına.
Büyük maçlarda yan dururduk sıkış sıkış daha çok olalım diye.
Seyyar satıcılar vardı tribünlerde.
Simit, çay, sandviç, köfte ekmek ayran satarlardı.
Çekirdek, bardak su.
Atkı, bere, bayrak vs. vs. vs.
Mandala sıkıştırıp para atılırdı.
Para üstü gelmezdi bazen.
Küçükken babam alırdı biletleri
Büyünce ben aldım.
Biriktirdiğim harçlıklarla.
Kral Hakan Şükür'ü, Maestro Hagi'yi, Büyük Kaptan Bülent'i,
Hugo Suat'ı, Bücür Okan'ı, Hasan Şaş'ı, Deli Hayrettin'i, Rambo Yusuf'u,
Küçük Hakan'ı, Remzi Arif'i, Çok Güzeal Taffarel'i izleyebilmek için
Okuldan kaçıp bilet kuyruklarına girdim.
Saatlerce beklediğim de oldu, yağmurda ıslandığım da.
Yağmurdan önce 1 lira, yağmur başladığında 5 liraya satılırdı şemsiyeler.
O yağmurda ıslandım numaralı tribünün alt kısmında
Ama o bileti almak...
O sevinç ve hemen montun iç cebine sokmak ıslanmasın diye
ve yolda eve giderken cebimden çıkartıp çıkartıp bakmak.
Hadi şimdi milyarlar dökün de yaşayın bu heyecanı
Bu sevinci.
Her tribünde ayrı yaşanmışlıklarla kayboldu gitti Mecidiyeköy'ün tam ortasından.
Gün geldi yürüye yürüye gittik Sami Yen'e,
Gün geldi otobüsler, minibüsler değiştirdik.
Ama her yol hep Sami Yen'e çıktı bizde.
Gün geldi bilet bulamadık,
Karaborsadan aldık biletleri 3-5 katına.
O aldığım karaborsa biletlerden biri de o meşhur Beşiktaş maçı.
Hani İbrahim Üzülmez'in yürümek için kullandığı sağ ayağıyla gol attığı maç.
1-0 mağlup olduğumuz maç.
Şampiyonlar Liginde gruplardan çıktığımız Strum Graz maçı var hele.
21:45'teki maça babamı zorlamamla 17:30'da girdik.
Stat full.
4 saat öyle bekledik statta.
2-2 bitti. Turu atladık.
Arabaya döndük.
Hırsız girmiş kelebek camından.
Kimlik, kredi kartı, cüzdan ne varsa almış.
Sevinç, hüzün bir arada.
Ama üzüntüden çok sevinci yaşadık o gece.
Maça girerken arkadaşın cep telefonu çalındı.
Kar yağdı maç ertelendi.
Chelsea'den 5 yedik.
Yine yine yine gittik.
Orjin köfteyi, Ali Sami Yen Sokak'ı, Burger'daki tezahüratları,
Ortaklar Caddesindeki Cafelerde atıştıran taraftarların karşılıklı besteleri,
Numaralı Tribün tarafından önce rakip takım otobüsünü beklemek,
Rakibin moralini bozmak için türlü tezahüratlar yapmak,
Sonra bizim takım otobüsünü beklemek,
Meşalelerle karşılamak ve tribüne koşmak.
İlk düdüğün ardından o muhteşem üçlü.
Kulakları sağır edercesine.
Kimler diz çökmedi ki Sami Yen'de.
Manchester United, Barcelona, Milan, Juventus, Real Madrid,
Bordeaux, PSV, Roma, PSG, Neuchatel Xamax, Monaco v.s.
Ne Şampiyonluklar yaşadık.
14 Sene sonra gelen şampiyonluk,
4 sene üst üste şampiyonluk,
UEFA Kupası, Süper Kupa,
Türkiye Kupaları,
20:45 Şampiyonluğu.
Tarih Sami Yen'de baştan yazıldı hep.
Takımıyla, taraftarıyla.
Kimine göre cehennem, kimine göre gecekondu,
Kimine göre ayakta zor duran stat.
Ama bize göre Dünya'nın en güzel yeri.
Hiç susmayan kapalı.
Hiç ayağa kalkmayan numaralı.
Arada kalmış bir Yeni Açık.
ve tabii Eski Açık.
Eski Açık Sarı Desene.
Eski Açık Sarı Desene.
Eski Açık Sarı Diyecek.
Eski Açık 11 Ocak 2011'den beri Sarı diyemiyor.
Diyemeyecek.
Sonsuza Kadar...
Gönderen
G