Başkan Aysal her ne kadar Alman veya Hollanda ekolünden bir teknik adamı takımın başına getirmeyi planlıyoruz dese de bugün öğleden sonra KAP'a yapılan açıklamadan yine bir İtalyan çıktı. Henüz daha görüşmelere başlandığı bildirilse de iş %90 oranında bitti ve takımımız yeni sezondan itibaren Cesare Prandelli'ye emanet edildi gibi gözüküyor. Öncelikle hayırlı olsun.
Mancini ile yollar ayrıldıktan sonra bir sürü teknik direktör isimleri zikredildi. Lucescu dendi olmadı. Tuchel, Keoman, Jorge Jesus, Löw, Hitzfeld, Klinsmann, Gerets,Schuster, Heynckes, Murat Yakın ve yerlilerden Mustafa Denizli. Son olarak da Moyes ile görüşüldü. Fikir alışverişi yapıldığı söylendi.
Ama hiçbiri olmadı.
Şapkadan tavşan çıktı. İtalya Milli Takımı ile Dünya Kupası'nda hüsran yaratan ve daha grup aşamasında elendikten sonra Milli Takımı bıraktığını açıklayan Prandelli KAP'a bildirildi.
Daha geçtiğimiz sezon ortasında Mancini için hedefinin İtalya Milli Takımı'nın başına geçmek olduğu yazıldı durdu. Belki boş atıp dolu yakalamak istediler fakat bu haberler gerçekleşmek üzere. Kısacası ateş olmayan yerden duman çıkmaz öyle değil mi?
Özetlersek İtalya Milli Takımı'nın başındaki hoca bize, bizim başımızdaki hoca İtalya Milli Takımı'nın başına geçerse senaryo Oscar kazanır. Yani Türkçesi resmen al takke, ver külah olur.
Neyse kısaca Prandelli'ye değinelim sonra noktalayalım.
Teknik Direktörlük kariyeri boyunca ülke sınırlarından dışarı adım atmamış biri olması kimilerine göre avantaj gibi gözükse de benim gözümde dezavantaj. Evet takımın başına kim gelirse gelsin bir alışma süreci mutlaka olacaktır ama farklı ülke tecrübesine sahip olmadığından dolayı gözüm biraz korkuyor açıkçası.
Futbolcularla olan babacan ilişkisi ise içimi rahatlatan bir artı. Malum ülkemiz oyuncuları profesyonellik bir yana daha çok duygusal olarak davranırlar. Prandelli'nin bu yönü takıma olumlu yansıyacaktır ve bir çok yerli oyuncunun formunun yükselmesine yardımcı olacağı kanaatindeyim.
Bir kaç yerde okuduğum kadarıyla yeni teknik direktörümüz Mancini'ye nazaran sabit 11 ile oynamayı tercih edermiş. Öte yandan tıpkı Mancini'nin ilk zamanlarda denediği 3-5-2 ( 5-3-2 ) formasyonunu seven bir yapısı ve gittiği takımlarda 3'lü defansı iyi uygulamasıyla dikkat çekiyormuş.
Mancini'den ayrılan bir diğer husus ise mevcut kadroya büyük bütçeler istemeden yapılabilecek takviyelerle başarı yakalanabileceği yönündeki görüşleri.
Taffarel'in de kalmasını istemiş sanırım. Bu da gönlümüzü fetheden bir hareket oldu açıkçası.
Toparlarsak evet geç kalındı hoca konusunda ama genel hatlarıyla bakıldığında ilk intiba olarak memnuniyetsizlik gösterilmemesi gereken bir hocayla anlaşıldı. Bekleyip göreceğiz.
Bundan sonra bize düşen elbette desteklemek.
Başarısız olursa o zaman nedenlerini masaya yatırırız.
Yeni teknik direktörümüz Cesare Prandelli'ye hoşgeldin der üstün başarılar dilerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder