Özcimbomlu Sezgin'i, küçük yaşlarda Ali Sami Yen'de maça gittiğimizde tanımıştım. Babamla Yeni Açık Üstte maçın başlamasını beklerken, her zaman olduğu gibi tribünleri selamlamak için sahanın koşu pistine çıkmıştı tekerlekli sandalyesiyle Amigo Sezgin. O gün anlatmıştı babam, bir maçta gol sonrası tribünden düşüp belden aşağısının felç olduğunu. Ama O'nun sakat kalması Galatasaray'a koşmasına hiçbir zaman engel olmadı. Her maçtan önce çıkar tribünleri bir bir gezer, ayağa kaldırır hatta ve hatta çoğu zaman 3'lü bile çektirirdi tribünlere.
Tekerlekli sandalyede olmasına rağmen hiç şikayet etmeden hemen her deplasmanına giderdi çok sevdiği Galatasaray'ın. O'nun sevgisi öyle büyüktü ki mahkemeye başvurup Kaçmaz olan soyadını Özcimbomlu olarak değiştirdi. İmkanı olsa doğum tarihini 1905, doğduğu yeri Galatasaray olarak değiştirecekti ama elden gelen buydu. Yetmedi oturduğu apartmanın ismini Özcimbomlu Sezgin koydu ve Apartmanın duvarlarını, demir kapısına kadar sarı-kırmızıya boyattı. Kullandığı tekerlekli sandalyesini donattı sarı-kırmızıyla, Galatasaray Amblemiyle, aslan figürleriyle. Lakabı gibi, soyadı gibi Özcimbomlu'ydu.
Arena'ya geçtiğimizde pek göremez oldu saha içinde. Koşu pisti olmadığından belki de pek inmiyordu sahaya. Biliyorduk tribünde bir yerlerde olduğunu. Çünkü görüyorduk metro çıkışlarında tabir-i caizse koşa koşa sevgilisine gittiğini. O'nu en çok Galatasaray mutlu ediyordu.
Bir programda "Galatasaray hayatta yoksa ben de yokum" demişti. Ama durmadın sözünde be Özcimbomlu. Dördüncü yıldızı göremeden gittin. Bir çok tarihi başarılara tanıklık ettin ama yazılacak daha çok tarih varken sen yoksun. Ama olsun orada da yalnız değilsin. Selam söyle bizden Taçsız Kral'a, Karıncaezmez'e, Özhan Başkan'a, Alpaslan Dikmen'e, Mehmet Ali Birand'a ve bütün Galatasaray sevdalılarına.
Mekanın cennet olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder