Geçtiğimiz sezon defansta yaşanan sorunlar üzerine sezon sonunda öncelikli hedefin defans olması ve nokta transfer girişimlerini hepimiz hatırlıyoruz. Öyle ki o zamanlar takımın başında olan Fatih Terim ara transfer döneminde bu işi bitirmek istemiş fakat Sneijder ve Drogba'nın takıma katılmasıyla bu öncelik sezon sonuna ertelenmişti.
Peki kim alınacaktı?
Popescu gibi oyunu geride kurma becerisi olan, topu oyuna sokma kabiliyeti olan, teknik kabiliyeti yüksek ve defansif açıdan üst düzey bir futbolcu bulmak gerekti. Bulunmuştu aslında. Faith Hoca tek bir oyuncuyu işaret etti. Devre arasında almak istedi. Olmadı. Ama sezon sonu mutlaka bitirilmeliydi. Öyle de oldu. Daha transfer sezonu açılmadan anlaşmalar sağlandı, görüşmeler tamamlandı, KAP bilgilendirildi. Transfer döneminin ilk gününde resmi imzalar atıldı ve Aurelien Chedjou Galatasaraylı oldu.
Fransa'nın Lille takımında 2011-2012 yılında ligin en iyi savunma oyuncusu seçilen Chejou'yu takıma dahil etmek taraftarların derin bir Oh!! çekmesini sağladı. CV'sinde "En İyi Savunma Oyuncusu" yazan bir futbolcu elbette yaşanılan sorunların çaresi olarak görülüyordu. Beklentilerde tam da bu sebeple tavan yapmıştı.
Artık o "Yeni Popescu" olarak görülüyordu. İzlediğimiz videolardaki görüntüsü ile gerçekten teknik kapasitesi yüksek ve artık geride oyun kurmada sorun yaşamayacağımızı düşünüyorduk. Hele ki İbrahimovic'e attığı çalım kafalardaki soru işaretlerini tamamen kaldırmış ve "Evet, işte nokta transfer budur" demiştik.
Ama maalesef işler pek de öyle olmadı. Burun kıvırdığımı Dany'den pek de farkı olmadığını gördük zamanla. O beklediğimiz oyun kurma çabasını bir türlü şahit olamadık. Kısacası beklentileri hiç mi hiç karşılamadı ve taraftara bir türlü güven vermedi Kamerunlu. Sonrasında dendi ki "Lille'de oynarken yanındaki stoper sayesinde bu kadar sivrildi Chedjou" Ama iş işten geçti.
Şimdi Alex Telles için aynı şeyler söyleniyor. Şöyle iyi, böyle iyi, Brezilya'nın en iyisi vs. Videolarda izliyoruz doyamıyoruz. Beklentiler yine çok fazla. Neredeyse Hakan Ünsal'dan bu yana sol kulvarı etkin kullanan bir sol bekimiz olmadı. İşte bu sebeptendir ki Telles'ten beklentiler yine tavan yapmış durumda.
Korkum Chedjou olayının tekrarlanması. Fakat içimi rahatlatan tek bir şey var. O da Taffarel'in Alex Telles hakkındaki olumlu görüşleri ve transfer için gayret sarf etmesi. Peki neden Taffarel'in bu rolü beni rahatlatıyor onu da söyleyeyim.
Hatırlayın 2011 yılındaki kaleci transferi zamanını. Kimileri Buffon, kimileri Sinan Bolat derken Taffarel Muslera'yı tavsiye etti. Takıma kazandırdı. İlk 2-3 maç tökezleyen Uruguaylı için neler denmedi ki. "Elleri küçük" bile dendi. Ama şimdi takımın olmazsa olmazı. İşte bu sebeptendir ki Taffarel'in referansı benim içimi rahatlatıyor.
Ama bekleyip göreceğiz. Umarım Alex Telles sola ilaç olur ve yıllarca o kulvarda adından sıkça söz ettirip Milli Takım'a kadar yükselir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder