23 Şubat 2014 Pazar

Arena'da Yenilmez Armada


Arena'da neredeyse 1 yıldır hiç bir lig maçında bileği bükülemeyen Galatasaray, beklentilerin çok altında bir oyun sergilese de şampiyonluk yolunda önemli bir 3 puanı hanesine ekledi.

Ligdeki son mağlubiyetini 8 Mart 2013’te Gençlerbirliği’ne karşı 1-0 alan Cimbom, o tarihten bu yana sahasında oynadığı 16 lig maçında 14 galibiyet alırken sadece 2 beraberlik yaşadı. Son 8 maçtır da galibiyet serisi yakalamış durumdayız. 

Bu kadar istatistiki bilgiden sonra dönelim derbiye…

Maça genel hatlarıyla bakacak olursak beklentilerin çok ama çok altında bir derbi izledik. Derbinin adına yakışmayan bir futbol vardı sahada. Cüneyt Çakır her ne kadar oyunu durdurmamak adına faul pozisyonlarında avantajı oynatmak adına “devam” dediyse de oyunda devamlılık bir türlü sağlanamadı. Çok sık duran maça bir de pozisyon kısırlığı eklenince hatice değil netice önemli oldu. 

Mancini her hafta ki sürpriz tercihlerini ve bir türlü oturmayan savunma hattını yine değiştirerek sağ bekte Veysel Sarı’yı, Semih’in yanında ise Hakan Balta’yı görevlendirdi. Yabancı sınırlamasının olduğu mevcut şartlarda ideale en yakın savunma kurgusu sanırım bu. Ama Veysel’in iyi bir oyun sergilediğini söylemem gerek. Keza Telles’in de soldan bindirmeleri, uzun zamandır beklediğimiz kanat işlerliğinin yavaş yavaş çalışmaya başladığının bir göstergesi gibi.

Her iki takım da orta alanda kendi oyun planlarını rakibe benimsetememesi ileri uç elemanlarının da pozisyona sık girememesine yol açtı. Bizde Melo, rakipte Atiba atletik yapılarıyla ve hamleli mücadeleleriyle orta alanda etkin rol oynadılar. Bu da maçın bir nevi 2.bölgede kilitlenmesine sebep oldu.

Kilidi açmak ise Dany’e düştü. Bizde oynarken hemen her Galatasaraylının yakındığı ve “saatli bomba” tabiri kullanıldığı ve adeta takımda istenmeyen adam ilan edildiği Dany, aslında bizlerin de pek şaşırmadığı bir hamleyle penaltı yaptırdı. Sezon başı hazırlık kampında yaptırdığı penaltılar ve kartlarla eleştiri oklarını kendine yönelten Dany, dün gece de bu eleştirilerin haklılığını bir kez daha haklı çıkardı.

Orta alan ve hücum hattına geldiğimizde Selçuk, Sneijder, Burak ve Drogba çok ama çok etkisiz kaldılar. Bu tür beklentilerin tavan yaptığı önemli maçlarda bu tip üst düzey oyunculardan faydalanamamak işleri çıkılmaz hale getiriyor. Özellikle Selçuk’taki düşüş devam ediyor. Ben bunu biraz da Chelsea maçına bağlıyorum. O maçta çok farklı performanslar izleyeceğimiz kanaatindeyim. Bekleyip göreceğiz.

Cüneyt Çakır’a değinmek gerekirse, yazının başında da dediğim gibi akıcı bir maç oynatmak istedi. Elinden geldiğince maçı durdurmamaya ve kartlarına başvurmadan her iki takımın futbolcularıyla konuşarak maçı bitirmeyi tercih etti. Fakat Melo’nun maçı kart görmeden tamamlaması beni şaşırttı. Keza Veli’nin de bir kaç pozisyonuna göz yumdu. Taç çizgisi üzerindeki bazı pozisyonlarda da takdir hakkını devam olarak kullanması seyircilerin tansiyonunu epey yükseltti.

Ülkemizin yetiştirdiği ve başarılı performanslar sergileyen iki kalecinin de aynı maçta ciddi sakatlıklar geçirmesi çok büyük talihsizlik. Cenk ve Tolga’ya acil şifalar diliyorum. Özellikle Cenk maçı izleyenleri epey korkuttu. Umarım her ikisinin de ciddi sağlık sorunu yoktur ve en kısa zamanda formalarına kavuşurlar.

Son olarak Semih için ayrı bir paragraf yazacaktım ama ayrı bir yazı yazmaya karar verdim. Kısaca çok büyük bir ders verdi aslında genç Semih. “Hocam benden çıktı, korner” demesi Metin Oktay Ruhu’nu sahaya yansıttığının bir göstergesi. Statta ayakta alkışladık, şimdi de tebrikleri bir kez daha gönderiyorum. Uzun uzun daha sonra yazacağım. 

Toparlarsak;

Tek gol, 3 puan. 

Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder