Drogba ismi kuşkusuz Galatasaray tarihindeki en prestijli transferlerin başında geliyor. Belkide birincisi. İsmi ilk anıldığı andan itibaren rakiplerin dalga geçtiği ama bizi heyecanlandıran bu transfer gerçekleştiğinde dahi birbirimize "Gerçekten Drogba'yı aldık mı?" sorularını sorduğumuz ve çılgına döndüğümüz yegane transfer olarak kayıtlara geçmiştir herhalde. Öncesinde Sneijder'in alınmasını bir gölgede bırakan bir transfer. Düşünün artık gerisini.
GSTV'den dakika dakika gelişini takip ettiğimiz, formayla gördüğümüz anda "Parçalı Fil" lakabını yakıştırıverdiğimiz ve Chelsea taraftarının "Efsane" olarak adlandırdığı Drogba, Galatasaray'dan geçti gitti.
Parçalı formayı ilk kez Akhisar deplasmanında giymişti Drogba. Maçın bitimine 25 dakika kala oyuna dahil olan ve o ana kadar 1-0 geride olan takımımızı ateşleyen yegane unsur olmuştur. Sahaya adım attıktan sadece 4 dakika sonra ilk golünü atan ve sonrasında atılan 2.goldeki katkısıyla maçı çeviren adam olan Drogba, "Efsane" lakabının tam da karşılığını o maçta vermiş oluyordu.
Akhisar'a attığı kafa golündeki vuruşunu oynadığı diğer maçlarda da sık sık tekrarlayan Drogba, futbol literatüründeki darbeli kafa vuruşu söyleminin daha sık kullanılmasına da neden olmuştur.
Hava toplarındaki tam hakimiyetinin yanı sıra yine defanstan şişirilen topları sıçrayarak göğüsüyle indirmesi de kendine has bir özellik olarak ön plana çıkmıştır.
2-3 stoperin arasına girip adeta boğuşarak topla birlikte aralarından çıkması ise tribünleri her zaman ayağa kaldıran bir özelliği olmuştur.
Real Madrid'e attığı arkası dönük topuk golü ise herhalde ileride torunlarımıza anlatacağım en nefis golü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Tabii bir de o meşhur Juventus maçında Sneijder'in golü öncesi topu kafayla indirmesi de bir o kadar zihinlerimizde.
Bunların yanı sıra Drogba'ya kızdığımız günler de oldu. Neden her serbest vuruşun başına geçiyor diye sinirlendik. Bazı maçlarda beklentilerimiz o kadar yüksekti ki karşılayamadığı, performansının kötü olduğu maçlar da izledik. Gün geldi niye şut çekmiyorsun da pas veriyorsun diye içerledik, gün geldi niye vuruyorsun pas versene dedik.
Ama...
Drogba'nın sahada olması hep bir farklı hissettirdi bizleri. 1,5 sezon giydiği parçalı formanın hakkını hep teslim etti. Hagi gibi eleştirildi yaşından dolayı fakat O kulak tıkayıp işini yaptı. Galibiyetler, turlar, kupalar kazandırdı bizlere.
Sadece saha içinde değil saha dışında da gönlümüzü fethetti.
Metin Oktay'a olan saygısını, Hakan Şükür gerçeğini, Ali Sami Yen Cehennemi'nin ve taraftarın hakkını hep teslim etti ve biz nasıl deli gibi alkışladıysak O'nu, O'da bizlere alkış tuttu içten içe.
Dönüp arkaya baktığımızda güzel anılarla geçip gitti aramızdan Drogba. Hep güzel anılarla hatırlayacağız ama Ali Sami Yen'den alkışlarla uğurlayamadık Drogba'yı. Kendisinin de dediği gibi bir gün bunu gerçekleştireceğiz. Ellerimiz patlayıncaya kadar alkışlayacağız elbette ama biraz bekleyeceğiz sanırım...
Öte yandan ne şanslıyız ki Hagi'den sonra Drogba'yı da anlatacağız gelecek nesillere.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder