26 Ocak 2015 Pazartesi

Maç Kazanmanın Ötesinde...


Lige verilen aranın ardından sezonun ikinci yarısına kazanarak başlamak sevindirici. Sadece maç kazanmak değil Semih'in yerine oynayan Koray'ı kazanmak, ligde golle tanışan Bruma'yı kazanmak, Emre Çolak'ın gözle görülür yükselişiyle bir bakıma Emre'yi bir kez daha kazanmak çok ama çok önemli.

Haftaiçi kaybettiğimiz kupa maçından sonra Rize maçının zor geçeceğini düşünüyordum. Fakat beklentilerimin tersine rahat bir galibiyet aldık diyebilirim.

Semih ve Chedjou'nun yokluğunda Hakan Balta-Koray uyumu gayet iyiydi ve göz tırmalamadı. Koray da güzel bir maç çıkardı açıkçası. Bu tip şanslar yedek bekleyen oyuncular pek sık gelmez. Geldiği zamanlarda ise iyi değerlendirmek gerek. Koray da dün akşam bu şansı iyi değerlendirdiğini düşünüyorum. 

Tam da defansa transfer düşünülürken Koray'ın bu performansı kafaları karıştırdı diyebilirim. Serdar Aziz sesleri iyiden iyiye yükselirken 4 milyon euro civarı bonservis ödemek pek akıl kârı gelmiyor bana. Bu süreç bence Hakan-Koray ikilisiyle olmadı Gökhan Zan veya Emrecan takviyesiyle atlatılabilir. En kötü ihtimalle Melo o bölgede oynatılır. Bu şartlarda transfer yapmak ve o kadar para harcamak gereksiz bence.

Herkesin orta görüşü elbette ilk yarıdaki şahane futboldu. Belki de biraz daha becerikli olabilsek devreyi 4-5 farklı önde kapatabilirdik.

Bunun sebebini orta 5'linin maça çok istekli başlamasına bağlıyorum. Özellikle orta alanda kaptığımız her top hızlı hücuma dönüştü ve her biri rakip kalede tehlike yarattı. Bu tip hızlı hücumlara pek alışkın olmadığımızdan topu ayakta bekletmek yerine daha az haşır neşir olup, topu bir an evvel 3.bölgeye taşımak maçı 2-0'a getiren etkenlerden biridir. 

Rakibin eksik olmasını da bu etkenlerden sayabiliriz elbette ama etkisini en fazla %30 olarak görüyorum. 

Sneijder'in de hırslı ve istekli oyunu futbolumuzu daha da güzelleştirdi. İlk golü atması ve ikinci golü hazırlamasının yanı sıra sert bir şutu ve yine Bruma ve Umut'a hazırladığı pozisyonlar vardı. Hele hele Bruma'nın golündeki pası her yönüyle muazzamdı. 

Bruma'da şans buldukça heyecanlanan ve hırslanan bir oyuncu bana göre. Ama Fatih Terim, Mancini ve Prandelli'nin hep söylediği "öğrenecekleri var" sözcüğünün anlamını her maç daha da iyi anlıyoruz sanırım. Evet çok eksikleri var ama oynatıldıkça ve biraz da sabır gösterdikçe daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü hızlı oyun için Bruma biçilmiş kaftan. Adam eksilten, defans arkasına koşu yapabilen özelliğiyle diğer oyunculardan hemen ayrılıyor. O yüzden biraz sabır lazım.

Tüm bunlar ilk yarıda yaşadıklarımızdı. 

Ama ikinci yarı beklentilerin çok gerisinde kaldı. Belki de maçı 2-0'a getirmiş olmanın rahatlığı buna sebep olmuş olabilir yada Hamza hoca devre arası tempoyu biraz düşürüp topa basalım demiş olabilir bilinmez. Her ne kadar 2-0 günümüz futbolunda garanti skor olmasa da bir kazaya sebebiyet vermeden maçı galip bitirdik. 

Gecenin üzücü noktaları ise Selçuk'un maçın bitimine az zaman kala sarı kart görüp Bursaspor maçında cezalı duruma düşmesi ve Burak'ın oyuna girdikten 3 dakika sonra kendini yere bırakması elbette.

Burak olayına bir çok pencereden bakılabilir. Bence Hamza hoca duygusal davranıp Burak'a moral olsun diye oyuna almıştır. Yaptığı hatayı üstlenmiş ve özür dilemiştir. Büyük alkış Hamza hocaya. Kendisine büyük tecrübe oldu. Zaten Burak da ağrı hissettiği için bıraktığını söyledi. Sakatlığını ileri seviyeye taşıyacak bir nüksetme olmaması da sevindirici.

Toparlarsak;

İlk yarıdaki oyun keyif verirken ikinci yarıdaki oyun beni düşündürdü. Ama haftayı basketbol (kadın-erkek), voleybol (kadın-erkek) ve son olarak futbolda galibiyetlerle kapatmak güzel oldu. Yeni haftaya yüzler gülerek başlıyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder