Golü erken bulmak seyirciyi de takımı da ateşledi. Hemen ardından direkten dönen top içeri girmiş olsa belki her şey bambaşka olacaktı. ( Zaten hemen her maçta topumuz illa ki direkten dönüyor ve bunu istatistikler de doğrular durumda. Şampiyonlar Ligi'nde en çok topu direkten dönen takım Galatasaray. Hamit 3 direkten dönen topla liderlik kürsüsünde.) Fakat Schalke'nin topu ayağa oynaması ve futbolcuların hareketliliği, futbolunun üst düzey olmasının bir işareti. Sürekli boş alan yaratmaya çalışan, hızlı ve teknik oyuncularıyla ataklarını zenginleştirebiliyorlar. Yediğimiz gol, öncelikle bizim beceriksizliğimiz sonucu kaptırılan bir top ve Schalke'nin becerikli ileri hattının hızlı gole gitmesiyle gerçekleşti. Hep çekindiğimiz defanstaki Dany - Semih ikilisinden Dany'in, Melo'ya gelen topu işgüzarca müdahale etmek istemesiyle rakibe giden topun filelerde son bulmasıyla sonuçlandı. Bir kez daha görüldü ki bu seviyedeki maçlarda yapılacak en küçük hata büyük kayıplara neden olabilir.
Maçın güzel tarafı her iki takım da pozisyonlara girdi ve bir çok pozisyonu harcadı. Fakat Almanya'daki maçın buradakinden çok daha farklı ve zor olacağını düşünüyorum. Çünkü gol bulmamız lazım. Golsüz beraberlik Schalke'ye yarıyor. Gol bulmak için saldıran bir Galatasaray savunmasında açıklar veriyor ki bu bizim en çekindiğimiz şeylerin başında geliyor. Bekleyip göreceğiz. Teknik direktörlük bizim işimiz değil neticede.
Gözler kuşkusuz Sneijder ve Drogba'nın üzerindeydi. Fakat Sneijder pek etkili olamadı. Bu yerini yadırgamasından dolayı olabilir. Ama hep dediğim gibi futbol zekası müthiş bir oyuncu. Çevre kontrolü harika. Daha top ayağına gelmeden nereye nasıl oynayacağını çok iyi kestirebiliyor. Zamanla büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Drogba ise Akhisar maçındaki performansı ekstra bir performanstı. Kalkıp her maçta bunu beklemek cahillik olur. Schalke maçında da aslında etkiliydi. Burak'a güzel pozisyonlar hazırladı. Topu ileride tutma adına, adam eksiltme adına olumlu şeyler yaptı. Rövanş maçında daha iyi bir Drogba izleyeceğiz kanaatindeyim.
Maçın hakemine ve stat zeminine de değinmeden edemeyeceğim. Hakem istikrarsız bir maç yönetti kanımca. Verdiği ve vermediği yada veremediği kartlar tutarsızdı. Maçı etkileyecek hatalar yapmamış olması maçı iyi yönettiği anlamına gelmez. Ama vasattı. Daha doğrusu bu seviyedeki bir maç için yetersizdi.
Stadın zeminine gelirsek, her kafadan bir ses çıkıyor. Ama benim gördüğüm, a'dan z'ye yenilenmiş olan zemin maç esnasında tam bir patates tarlası görünümündeydi. O kadar para ve zaman harcanınca, bu derece önemli maçlarda çok daha iyi ve oynanabilir bir zemin bekliyor insan. Bir ara zemindeki çim tabakalarının kalkması Muslera'yı çılgına çevirmiş olacak ki, zeminden kalmış olan çim tabakasına büyük bir sinirle tekme attı. E haklı. Umarım kısa vadede bir çözüm üretilir ama belli oldu ki bizler bu işi beceremiyoruz. Çünkü aynı sorun Saracoğlu'nda da mevcut ve bu iki takım Türkiye'yi Avrupa'da iddialı bir şekilde temsil ediyor.Kendi kalemize gol atmak gibi bir şey bu resmen. Yazık gerçekten.
Son olarak Orduspor maçının yine aynı zeminde oynanacak olması ve maçın pazartesi oluşu bende bazı endişeler yaratmıyor değil. Ama içime su serpen şey yedek kulübesinin zengin oluşu ve Drogba'nın varlığı. Tahminimce Hamit bu maça kulübede başlayacak. Geldiği günden beri bekleneni tam anlamıyla veremeyen Hamit, inişli çıkışlı performansına bir ivme kazandıramadı maalesef ve yedek oturması kuvvetli ihtimal. Sabri de kesik yiyecek futbolculardan olabilir. Eboue ve Amrabat'a 11 yolu gözüküyor gibi. Ama tabii son karar teknik heyetin.
Ezcümle; siz sahada 11 Metin olun, biz tribünde 52.000 Alpaslan oluruz.

Hamit'in hamama gitmesi gerek diyorum sadece ben farklı kazanılacak bir schalke maçını maalesef berabere sonuçlandırdık ama Almanya'da işler çok farklı olacak ben turu geçeceğimize inanıyorum yani bir Galatasaraylı olarak değil takımda bu potansiyel var
YanıtlaSil