Daha 2 hafta önce "Hep Oyunlar, Senaryolar" başlıklı yazımda belirtmiştim. Sahaiçi, sahadışı veya masabaşı oyunlar dahi oynansa, talihsiz goller de yesek, bıkmadan yılmadan bir bütün olup savaşırsak ve kendi oyunumuzu sahaya yansıtırsak her şeyin üstesinden geliriz demiştim. Orduspor maçı sanki bunun kanıtı gibi, beni doğrular şekilde haklı çıkarttı.
Gelelim maça.
Kendi kalemize attığımız gol aslında şaşılacak bir durum değil. Sezon başından beri öyle goller yedik ki bu gol onların üzerine çilek oldu. Penaltı, evet penaltı. Ama öncesinde Orduspor'lu futbolcunun önce yere düşüp itiraz edip sonra top kendisine gelince hareketlenmesine ve hakemin pozisyonu devam ettirmesine anlam veremedim. Faul yoksa hakemi aldatmaya yönelik hareketten vereceksin sarı kartı. Bu benim düşüncem, takdir sahadaki hakemin. Diyecek söz yok. Dakika 45 tabela 0-2. Etkisiz ve 2-3 pozisyonu olan bir takım görüntüsünde Galatasaray.
Devre arasında ağızlarda hep geçen seneki Samsunspor maçı benzetmeleri. Ben dahil. Hatta tweet bile attım "tehlikenin farkında mısınız?" diye. Ama içten içe endişe de söz konusu.
Dakika 46 saldıran Galatasaray sahada. Beklediğimiz, istediğimiz Galatasaray yani. Ama Fatih Hoca tribüne yollanmış. Tribünlerdeki her taraftarın, ilk yarıdaki hakem yönetiminden memnun olmadığı için ve Fatih Terim'i de tribüne yolladığı için hakeme olan sinir katsayısı daha da arttı ve tansiyon iyice yükseldi. Üstüne bir de Hasan Şaş'ı gönderdi tribüne. Oh suyundan da koy. Ama desteği hiç bırakmadı tribünler. Dikkat küfürsüz destek. Son zamanlarda Galatasaray tribünlerinin küfür etmemesinin nedenini "tam tribünler çileden çıkacakken takım gol buluyor"a bağlıyorlar. O yüzden de ceza almıyormuşuz. Karabükspor'dan 3 yerken başka aynı taraftar değil miydi tribündeki? Taşkınlık mı yapıldı o maçta yada geçen seneki süper finalde Fenerbahçe'ye 2-1 yenilirken ceza mı yedik? Meyve veren ağaç taşlanır misali sallamalarınız büyük Galatasaray taraftarının ancak gülmesine sebebiyet verir. Anlayan anlar.
Dönelim yeniden maça.
Hani hep diyorum ya Sneijder daha top ayağına gelmeden ne yapacağını biliyor diye. Golü bir kez daha izleyin ve futbol okullarına ders olarak okutun bence bu golü. Topu öyle bir alıyor ki ve vücudunu, ayağını topu göndereceği yere öyle bir çeviriyor ki belki de gol olmaması işten bile değil. Doğru doğruyu getirir. İşte örneği. İşte büyük yıldızlar böyle kilitleri çilingir ustalığıyla açar. Açması için alınırlar zaten. Sonrasında Hamit yerine Umut'un oyuna girişiyle kontrol iyice elimize geçti. Burak'ın arka arka attığı 2 golle öne geçip Selçuk'un Sneijder'e gönderme yapar gibi attığı harika golle perde müthiş bir finalle kapandı. Maç sonunda Sabri'nin orta sahaya geçip bütün tribünlere 3'lü çektirmesi de cabası.
Drogba'ya değinmezsem çok ayıp olacak. Çünkü gerçekten sahadaki varlığının takıma etkisi tartışılmaz. Şişirme topları bile kafayla çok iyi yerlere indirmesi büyük artı. Arkası kaleye dönükken ve markaj altındayken bile kafayla yada göğsüyle topu önüne indirip kaleye aniden dönüp golü yada pası düşünmesindeki hızı da "bu adam yaşlı" diyenlere en büyük cevabıdır.
Son olarak hakem bana göre kötü maç yönetti. Şöyle ki; verdiği kararlarda tutarsızlıklar vardı. Hele Orduspor'lu bir futbolcuya sarı kart gösterirken tam 5 tane yer saydı yaptığı hareketlerin tekrarı olduğunu göstermek için. Ama bizim futbolculara daha ilk pozisyonda uyarıp, 2'nci pozisyonda sarı kartı gösterdi. Sneijder'e atılan tekmeye kayıtsız kaldı. Orduspor'lu futbolcuların en ufak faule maruz kalmasına rağmen sanki büyük darbeler almış gibi yerde yatmalarına ve sonrasında hiçbir şey olmamış gibi ayaklanmalarına ses çıkartmadı. Bir pozisyonda taç çizgisi üzerine bir Orduspor'lu futbolcu yerde kaldı. Yattı da yattı. Hakem oyunu devam ettirirken saha kenarına sağlık görevlilerinin gitmesini istedi. Hakemin isteğini ya anlayan olmadı ya da dikkate almadılar ki futbolcunun yanına kimse gitmedi. Sonra o futbolcu baktı ki oyun durmadı, yanına gelen giden yok. Kalktı oyuna dahil oldu. Hakemin ruhu bile duymadı. Anlayın yani hakem maça ne kadar hakimdi. İşte bu yüzden hakemin yönetimini beğenmedim.
Netice itibariyle kenetlendikçe ne kadar büyük bir aile olduğumuzu bir kez daha gösterdik cümle aleme ve bir kez daha biz son sözü söylemeden hiçbir şey bitmeyeceğini anlatabilşizdir inşallah.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder