5 Mart 2013 Salı

Koskoca "1" Puan...


Şampiyonluğa giden yolda kritik bir deplasman olan Eskişehirspor maçını sinir bozucu bir oyunla ve direklerin bu sefer bizim lehimize olduğu maçı en azından berabere bitirerek 3 puan kaybetmedik aslında. 1 puan kazandık. 90 dakika boyunca yarım pozisyon bile üretemeden maçı tamamlamak Galatasaray ismine hiç yakışmadı açıkçası. Kötü oynadığımız maçlar olmadı değil ama Eskişehirspor maçı en kötüsüydü. Diğer maçlarda en azından pozisyonlar harcıyorduk ve atamayana atarları yaşayıp üzülüyorduk. Son maçtaki tek tesellimiz ise koskocaman 1 puan oldu.

Bardağın dolu tarafından bakılacak olursa belkide kazanılan bu 1 puan, 1 puanla şampiyon olmamızı sağlayacak. O zaman gülerek hatırlayacağız belkide kötü futbolumuzu. İşte o zaman "ismi bile yeter" diyebiliriz belkide.

Her şey bir tarafa Fatih hoca tribünde değilde kulübede olsa daha farklı olur muydu sorusu geliyor akıllara. Şahsi kanaatim yüzde yüz farklı olacağı üzerine. Çünkü Fatih hocanın en büyük artılarından biri de oyunu iyi okuması ve oyuncu değiştirmeden saha içi varyasyonlarla oyunun gidişatını değiştirebilmesi. Ümit Davala daha pişmemiş anlaşılan. O heyecanı göremedim maalesef onda. Kulübede heyecan olmayınca sanırım bu futbolculara da yansımış olacak ki sahada ölü bir takım vardı. Ölüyü diriltecek adam da tribünde olunca işler iyice sarpasardı. Dediğim gibi Ümit Davala sınavdan çaktı. Şimdi sıra Hasan Şaş'ta. Ama ondan daha ümitliyim. Cuma günü göreceğiz.

Eğer, Galatasaray kötüydü deyip kapatmaya çalışırsam konuyu Eskişehirspor'un oynadığı futbola çok büyük haksızlık etmiş olurum. Tam bir takım oyunu oynadılar. Artı olarak Ersun Yanal öyle güzel analiz etmiş ki bizi bütün açıklarımızı ve zayıf noktalarımızı tespit edip sürekli oraya çalıştılar. Ama futbol şansı ve sezon başından beri özellikle Şampiyonlar Ligi'nde kabusumuz olan direkler bu sefer rakibin kabusu oldu. 90 dakikanın tamamında üstün oynadılar, istatistiklerde, koşu mesafelerinde kısacası her şeyde üstün olan taraf Eskişehirspor'du. Futbol şansı bizden yanaydı bu seferliğine. Her zaman papaz pilav yemez ama bilen bilir.

Eğiri oturup doğru konuşmak gerekirse cuma günkü maça kadar hızla toparlanmamız lazım. Fatih Hoca'nın yokluğunda Hasan Şaş'ın kenarda olması belki bir avantaj getirebilir. Bekleyip göreceğiz.

Unutmadan şu sistem konusunda da iki kelam etmezsem içimde kalır, üzülürüm.

4-3-3 oynamaya çalışmaktan acilen vazgeçmemiz lazım. Solda Amrabat, sağda Burak, ileride Drogba kurgusu, bekleri çalışmayan bir takım için çok büyük sorun. Klasik 4-4-2 şimdiye kadar bu takımın çarklarını tıkır tıkır işlettiği gibi yine işletmeye devam edecektir ve fakat orta ikili Selçuk-Sneijder kurgusu olduğu sürece. Melo'dan acilen vazgeçilmeli. Skoru yaparsın, son 15 dakika orta sahayı 5 yapıp forveti teke düşürürsün Melo'yu monte edersin. Sneijder gizli forvet misali oynar. İş çözülür. He bu kadar kolay da koskoca Fatih Hoca bunu akıl edemiyor mu derseniz "bekara karı boşamak kolay" derim. Herkesin teknik direktör olduğu, spor programlarında cacık tariflerinin verildiği ve 4 saat sürdüğü güzel memleketimde bir kaç taktik vermeyi çok görmeyin bana.

Ezcümle;

Bu Sene de Şampiyonluklar Göreceğiz GALATASARAY.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder