13 Mart 2013 Çarşamba
Yürüyedur...
Son olarak 12 sene önce Lucescu yönetiminde çıkmayı başardığımız Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final'ine, dün akşam ki son düdükle bir kez daha adımızı yazdırdık. Hem de vura vura, kıra kıra. Vura vura derken Hamit'in 30 metreden attığı şuttan, kıra kıra derken de rekorlardan bahsetmek istedim.
Bir önceki yazımda son maçlarda "futbolcular eski takımlarına gol atıyor bu aralar" demiştim. Hamit neden atmasına getirmiştim lafı ve Hamit 30 metreden muazzam bir gol attı. Top yine direğe çarptı ama bu sefer dışarı değil kalenin içine döndü. Belki de dün akşam bütün taraftarlar önce çeyrek finale çıkmamıza, sonrasında ise Hamit'in gol atmasına sevinmiştir.
İlk yarıdaki muazzam futbol taraflı tarafsız herkesten alkış aldı. Aslına bakarsanız beklendiği gibi tek forvetle çıkmadı Fatih Terim. Gençlerbirliği maçında tek forvet denenmesi kafalara Schalke maçı provasıdır kesin bu düşüncesini yerleştirmişti. Ama hepimiz ters köşe olduk ve klasik kadro çıktı sahaya ve ilk 45 dakikadaki oyunuyla parmak ısırttı. Drogba'nın, Sneijder'in, Selçuk'un, Hamit'in şutları aslında hep beklediğimiz şutlar. Fakat yediğimiz gol, hiç yoktan rakibe kazandırdığımız bir kornerden geldi. Gol öncesinde Drogba'ya yapılan bir faul de söz konusu ama tur sevinci arasında kayboldu gitti. Bu tarz kendi yarattığımız pozisyonlardan gol yemek bu sene adet haline geldi bu da savunma zaafının bir göstergesi olsa gerek.
İkinci yarıda ki gereksiz geriye yaslanma beraberinde golü yememize sebep oldu. Yine olmayan bir pozisyondan, karambolden çıkarılmış toptan yedik golü. İlk yarıyla ikinci yarı arasında geceyle gündüz kadar fark çıktı bir anda ortaya. Ama iyi direndik o dakikalarda. Bu direnmede ki aslan payı ise şüphesiz Muslera'ya ait. Bir çok pozisyonda kalesinde devleşmesi oyuna tutunmamızı ve son attığımız golde topu eliyle hızlıca sokması üst düzey kaleciler arasında aslında pekte bir fark olmadığının göstergesi gibiydi.
Attığımız gollerin kısa bir analizini yapmak gerekirse, Hamit'in attığı gol için yazılacak pek bir şey yok. Şeytanın bacağını kırdı hayırlı olsun. Burak'ın golünde ise dikkat edilecek 2 nokta var aslında. Birincisi, top daha havalanmadan önce Burak pozisyonu takip ediyor ve markajdan kurtulmak için taç çizgisine doğru koşu yapıp topun havalanmasıyla depara kalkıyor. İkinci nokta ise; ikili mücadelelerde genelde kendini yere bırakan Burak eleştirilirdi "ayakta duramıyor" diye. Golde ise bunun tam tersi sonuna kadar zorladı ve ayağını son anda sokarak golü yaptı. Aferini de aldı. Son golde belirttiğim gibi Muslera'nın topu oyuna hızlı bir şekilde sokmasıyla ve Selçuk'un alıştığımız harika ara pasıyla Umut'un golü yapması aslına bakarsanız çok önemli. Şöyle ki;
- Ülke ve takım puanına etkisi büyük.
- Şampiyonlar Ligi'nden beraberlik primi yerine galibiyet primi alındı. ( Sanırım beraberlik 500.000 €, galibiyet ise 1.000.000 € ve ayrıca her maç için 550.000 € ödeniyor takımlara. ) Yani o son gol +500.000 € değerinde aslında.
- Bu maça kadar yenilmemiş Schalke 04'ü kendi seyircisi önünde yenerek namağlup ünvanını da elinden almış olduk.
Tüm bunlar alt alta toplandığında sanırım önemini daha iyi anlıyoruz. Bir küçük not daha. O da Galatasaray'ın bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde attığı gollerin hepsi Türk oyunculardan geldi. Burak 8, Aydın, Hamit ve Umut 1'er gol. Ayrıca Burak üst üste 6 Şampiyonlar Ligi maçında gol atarak Chamakh'a ait olan rekora da ortak olmuş oldu.
Son golden sonra Sabri'nin saha içine girerek sevinci yaşaması, kulübedeki oyuncuların teknik kadroyla sarmaş dolaş sevinmeleri, Burak'ın Fatih Terim'i kucaklayarak havalara kaldırması ve maç sonunda futbolcuların Twitter üzerinden paylaştığı soyunma odası fotoğrafları, hep bahsettiğimiz 2000 Ruhu'nun bir başka şekli sanırım.
Bir de zemin için bir kaç kelam edeceğim. Zeminin iyi olması da oyunumuzu olumlu yönde etkiledi. Teknik kapasite olarak üst seviye oyunculara sahibiz. Fakat kötü zeminlerde yerden oynamak tam bir eziyet haline geldiği için bütün hünerlerini göstermiyorlar ne yazık ki. Ama dün akşam ayağa paslardaki yüksek yüzde herkesin dikkatini çekmiştir.
Son söz olarak; eğer ilk yarıdaki oyunu 90 dakikaya değilde 70-75 dakikaya yayabilirsek sezon sonu şampiyonluğunu cebe koyarız, çeyrek finali de geçer yarı final oynarız evelallah. ( Tabi çeyrek finalde Barça, R.Madrid ve Bayern gelmezse.) Gerçi Çeyrek Final'e çıkmak bile aslında hedefimize ulaştığımızın göstergesidir. Kim çıkarsa çıksın elenmemiz beni zerre kadar üzmeyecektir.
Bir de tahmin yazayım şuraya, sonra döner bakarız. 2.Tur kura çekiminde de Juventus çıkacak demiştim ama Çeyrek Final'de eşleşiriz gibi geliyor. Hayırlısı.
NOT: Semih'in de sağlık durumu çok iyiymiş. Herhangi bir tehlike yokmuş. Kaya gibi saha dönecek ilk maçta inşallah.
Gönderen
G
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder