Ülkemizdeki futbol kültürü özellikle 3 Temmuz süreciyle birlikte iyice gerilmeye ve hatta son zamanlarda artık kopma noktasına geldi. Maçlardaki tribün olayları, saha dışında taraftarların düşman gibi birbirileriyle taşlı sopalı kavgaları, takım otobüslerinin taşlanması, yönetici araçlarının statta mahsur kalması vs. Peki bunun cezası nedir?
Saha kapatma. Yani seyircisiz oynamada. Yani bayan ve çocuklara oynama.
Olayın büyüklüğüne, şiddetine göre 4-5 maça kadar saha kapatma cezası ile cezalandırılıyor takımlar. Aslında taraftarlar.
Daha geçtiğimiz hafta sonu Trabzon'daki olaylar malumunuz. Öncesinde ligin ilk yarısında Olimpiyat Stadı'ndaki Beşiktaş derbisinde sahaya giren taraftarlar. Kasımpaşa-Beşiktaş maçında sahaya giren ve Fernandes'e saldıran taraftar. Daha geriye gidersek Kadıköy'de şampiyon olduğumuz günkü akıl almaz olaylar. Yine İnönü'de sahaya giren ve Eboue'ye saldıran taraftarlar. Bu olaylardan ötürü rakiplerimizin sahaları epey kapandı. Hadi çuvaldızı bu kadar rakiplere batırmışken iğneyi de kendimize batırmadan geçmeyelim. Ali Sami Yen'deki o meşhur sulu derbi hala akıllarda.
Bu tip olayların sonucu genelde saha kapatmayla sonlanıyor.
Çok şükür biz yaklaşık 3 sezondur saha kapatma cezası almadık. Arena'nın açıldığı o yarım sezonda 2 defa seyircisiz oynamıştık. O cezalar da hep kötü tezahürattandı yanlış hatırlamıyorsam. Kısaca sahaya girme eylemleri yapmıyoruz. Sevindirici tarafı bu.
Dönelim bu saha kapatma cezasına.
Benim bu konuda bir önerim var.
Seyircisiz oynama cezası alan takım, evinde oynayacağı ilk maçta seyircisiz oynamak yerine daha doğrusu bayanlar ve çocuklara oynamak yerine, konuk ettiği takımın sahasında oynasın maçı. Yani deplasmana gitsin. Bunun da adı mesela "Deplasman Cezası" olabilir. Hem kulüp yöneticileri bu işi daha ciddiye almaya başlar, statlardaki güvenliği ona göre sağlar, hem de takımının olası bir deplasman cezası almasına karşın taraftarlar eline, diline, beline hakim olur.
Öte yandan cezayı alan takım zaten bilet hasılatı almadığı için zarar ederken, bir de üstüne deplasman masrafları biner. (Gerçi bilet hasılatı konusunda büyük takımlar pek etkilenmez. Zira kombine sattıkları için zaten önceden o hasılatı toparlamış oluyorlar.) Rakip takım da evinde oynadığı için fazladan bilet parası kazanır. Ek gelir olur. Özellikle Anadolu kulüplerine yarar bu durum.
3 maç seyircisiz yerine 3 maç deplasmana giderse büyük takımlardan biri, hele bir de bunlardan biri derbiye denk gelirse sütten ağzı yanan yoğurdu öyle bir üfleyerek yer ki bak bakalım bir daha yapıyor mu? Ayrıca yapıyorsa da yapsın. Cezası belli. Takımına zarar vermekse taraftarın işi, eee onu da bir zahmet kulüp yöneticileri düşünüversin.
"Böyle yapınca taraftara değil, kulübe de ceza vermiş olmuyor muyuz?" derseniz;
Ee o zaman da kulüplerle şahısları ayıracaksınız. Kim küfür ediyorsa, kim sahaya yabancı madde atıyorsa, kim sahaya giriyorsa yakalayıp cezasını vereceksiniz.
Takımlar da paşa paşa oynayacaklar evlerinde.
Taraftarlar da çekecekler üçlülerini tribünlerde.
Yani ya yardan geçeceksiniz ya da serden.
Benimki sadece bir fikir. Sağından solundan çekilir düzenlenir belki çok daha etkin bir hale getirilebilir.
Tabi biz bu sorunu gerçekten çözmek istiyorsak.

Aslında ben bunu cezayı alan takım ceza aldığı maçdaki rakibiyle bir daha ki sezon iki maçıda rakip sahasında oynaması olarak düşünüyordum. Ama senin bu fikrin bence çok daha mantıklı.
YanıtlaSil