5 Ekim 2014 Pazar

Kazandık. Ama...


Arsenal maçı sonrası kafamızda binbir soru işaretiyle çıktığımız Erciyes maçını kazanmak, Milli maç arası ve Fenerbahçe derbisi öncesinde hem moral hem de sallantıda olan günlerde derin bir "Oh" çekmemizi sağladı.

Ama alınan bu galibiyet bana göre kağıt üzerinde sadece 3 puanı ifade ediyor. Bundan fazlasını bu maçtan çıkartmak abesle iştigal olur kanımca. 

Sahada koşmayan bir takım var. İştahsız, konsantrasyonu zayıf ve bir an önce bitse de gitsek diyen oyunculardan kurulu bir takım gördüm sahada. Yine pas organizasyonlarında aksamalar olan, pasın şiddetini dahi ayarlamaktan yoksun, bir oyun planı olmadan adeta kaos futbolu oynadık dün akşam. 

Defansif zaafiyetler iyi yönde ilerleyeceğine aksine her maç daha da kötüye gidiyor. Sivas ve Erciyes ileri uç elemanları fazla değil biraz becerikli olsa, Arsenal maçıyla birlikte bu periyodu 3'te 0'la kapatmış olurduk. Balıkesir deplasmanını da eklersek 4'te 0. 

Orta alanda Selçuk yine kayıplardaydı. Her maç toparlanacağını düşündüğümüz Selçuk, maalesef beklentilere cevap veremiyor. Oynamak yada oynatılmamak değil sorun. Bambaşka bir şey var ama ne çözebilmiş değilim. 

Sneijder ise her maç üstüne koyarak performansını geliştiriyor. En azında çabalıyor. Attığı frikik golü ise bu çabasının ödülü. 

Maçın dikkat çeken diğer bir ismi ise Hamit oldu. Bu formunu koruyarak devam ederse ilk 11'in değişilmez ismi olur. Ama modaya ayak uydurup saman alevi gibi parlayıp sönerse rotasyona çok fazla takılır. 

Başta da dediğim gibi adeta kaos futbolu oynuyoruz. Nitekim attığımız son gollere bakıldığında hep duran toptan skor ürettiğimizi görüyoruz. Sivas maçında 1 korner 1 penaltı, Arsenal maçı 1 penaltı ve dün akşam 1 korner 1 frikik. Yani hücumda üretkenliğimiz yine yerlerde. Duran toplarla zıplamaya devam ediyor çekirge. Bakalım nereye kadar böyle zıplayabilecek. 

Öte yandan kanattan ataklarımızda ise rakip savunmanın arasındaki tek kişiye yani Burak'a orta yapmak pek akıl kârı değil. Bu sebeple de ceza sahasına yapılan ortalardaki isabet oranımız oldukça düşük kalıyor. 

Son dönemdeki performanslara bakacak olursam Muslera, Semih, Melo, Sneijder, Olcan ve son maçtaki performansıyla Hamit tahtaya yazılacak ilk isimler olurdu. Bekte ise mecburen Tarık banko yazılacak isimler arasına girer. Kontenjana takılmadığı durumlarda ise Dzemaili isabetli tercih olur. ( Her ne kadar ilk günlerde eleştirmiş olsam da son dönemdeki performansını ve oyun mantığını beğenmeye başladım. )

Sinyor arayışlarına devam edecek mi bilinmez ama bu dönemleri kayıpsız kapatmak, takımın dayanma ömrünü uzatıyor.

Şimdi önümüzde çok keskin virajlar var. Önce derbi, sonra Dortmund maçı ve sonrasında ise başkanlık seçimi. Ak koyun kara koyun bu dönemden sonra belli olacak.

Virajları kazasız dönmek dileğiyle. 

İyi bayramlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder