Derbinin tam da karşılığı bana göre attığım başlıktır. Sihirbaz Sneijder'in uzun yıllardır hatta Hagi'den bu yana bu tip özel maçlarda göremediğimiz cinsten attığı birbirinden güzel 2 golle adeta şapkadan tavşan çıkartarak maçı kazandırması maçın en kısa özetidir.
Her şeyden önce Prandelli en kısa sürede Veysel ısrarından vazgeçmeli. En azından bu tip maçlar için. Tamam bindirmelerine sözüm yok fakat bu bindirmeler sonuçsuz kaldıkça hiçbir anlamı olmuyor maalesef. Veysel maalesef bu yönden eksik bir oyuncu. Sezon öncesi performansı beni ne kadar etkilediyse de şu anda bir o kadar kötü oynuyor.
Defansın göbeğinde ise Chedjou'nun topa müdehalelerde gecikmesi, zamanlama hataları ve yediğimiz golde (her ne kadar pozisyon taç olsa da) garantici oynamaması sıkıntı veriyor.
Orta alanda Selçuk ve Dzemaili maalesef beklentilerin yine çok altında kaldılar. Hadi Selçuk'a alıştık sayılır fakat Dzemaili de önceki maçlardaki performansı her ne kadar yüksek olmasa da o maçları bile aratır cinsten performans sergiledi.
Takımın geneline baktığımızda ise benim en çok dikkatimi çeken nokta ise oyuncularımızın hareketli olmaması. Adeta yürüyerek hatta durarak oyun oynuyoruz. Topa sahip olduğumuzda atağa çıkarken yada rakip yarı sahaya yerleştiğimizde dahi kendini gösteren, defans arkasına koşu yapan, boşa çıkan bir oyuncu göremiyoruz. İşte tam da bu sebepten sürekli yan pas ve geriye oynuyoruz.
İkinci yarıya ilk devreye nazaran daha derli toplu başlayıp hatta pozisyona girerek başlamak takımı biraz daha ateşledi diyebiliriz. Maçın kırılma anı elbette Alves'in atılmasıydı. Fakat rakip 10 kişi kaldıktan sonra bile bahsettiğim gibi kontra atağa çıkarken sağlı sollu gelemedik maalesef. Rakibi bunalttığımız süreyi toplasak 7-8 dakikayı geçmez. Bunda İsmail Kartal'ın Emenike'yi oyundan alıp tamamen defansa çekilmesinin de katkısı büyük elbette. Fakat daha bunaltıcı bir oyun bekledim takımdan. Fakat olmadı.
Bunda Prandelli'nin oyuncu değişikliği tercihlerinin de katkısı büyük. Veysel'e 90 dakika tahammül etmek akıl kârı değil açıkçası. Veysel-Hamit veya Hakan Balta değişikliği bekledim öncelikle. Umut Bulut hamlesi tam isabetti fakat Olcan'ı oyundan almak yanlıştı bana göre. Bu arada ilk isabetli ortamızı da yanlış hatırlamıyorsam 85.dakikada yaptık.
Böylesine kilitlenen bir maçı elbette Sneijder gibi bir oyuncu çözerdi ki öyle de oldu. Ama ne çözme. Yazının başında da söylediğim gibi Hagi'den bu yana bu seviyede bir maçta böylesine güzel goller izlememiştim. Hatta tribünde yaşamamıştım desem yerdirir. Tribünde çıldırdık, delirdik desem abartmış olmam inanın. Sniper lakabını sonuna kadar hak ettiğini tescilledi adeta.
Sneijder'in bu 2 golünde şöyle güzel bir taraf da var. İlk attığı golle maç tamamlansa rakip takım taraftarları "tesadüf" diyebilirdi. Fakat 2.golü de aynı güzellikte atınca kimseye söz hakkı kalmadı. Hatta medyanın "Parasını alamıyor, ayrılacak." diye yıpratmaya çalışması bile işe yaramadı. Zaten sözlü olarak cevap vermişti bu iddialara Sneijder, dün akşam futboluyla da çileği dikti üstüne.
Yediğimiz gol ise tam bir hakem skandalı. Söylenecek başka bir söz yok.
Toparlayalım;
Rakip eksik kalmasa çok büyük ihtimalle sabaha kadar oynansa berabere bitecek bir maç olurdu. Tabii Sneijder'in şapkadan çıkardığı tavşanı hesaba katmıyorum. :)
Yazıyı daha da uzatmamak için maça giriş çıkışlarda yaşadığımız zorluklara ve muhteşem koreografiye değinmedim. Ama onları bir sonraki yazıda anlatacağım. Şimdilik galibiyetin tadını çıkaralım.
Mutlu pazarlar...
İçiniz rahat olsun ;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder