3 Ekim 2013 Perşembe

İtalyan İşi...

Maçın geneline, oyuna ve sahaya yayılışa bakıldığında, evet ben de bu işe kafa patlatanlarla aynı kanaatteyim. Yeni Lucescu takımımıza hayırlı olsun. Fatih Terim'in rakip kim olursa olsun kendi oyununu benimsetme ve oynama felsefesi yerini rakibe göre taktik felsefesine bırakacak gibi duruyor.

Öncelikle sahaya kimlerle ve nasıl çıktığımıza bakalım;

Muslera
Eboue Semih Chedjou Hakan
Melo
Riera Selçuk Bruma
Sneijder
Drogba

Taktiksel olarak sahaya diziliş bu şekildeydi. Yazılarımda devamlı suretli belirttiğim "Selçuk-Sneijder oynarsa tek forvetle çıkmalıyız" tespitini doğrular bir biçimde oyuna başladı İtalyan. Ama ben her ne kadar Amrabat'ı kanata koymayı tercih etsem de Riera tercihi de fena fikir sayılmaz. ( Zaten artık Amrabat kredisini doldurdu. Artık Amrabat'tan ne köy olur ne kasaba. ) Kanatlarda Bruma ve Riera yer değiştirerek farklı varyasyonlar denendi. Zaman zaman Bruma, Sneijder'in pozisyonuna da geçti fakat etkili olamadı. Sneijder'in hücum bölgesinde takıma olumlu tek bir katkı dahi sağlamaması 10 kişi oynamamıza neden oldu. Fakat savunma kısmında Pirlo'nun üzerine oynaması Juventus'u ilk yarı da adeta kilitledi. Ne zaman ki oyundan çıktı Pirlo topları muazzam bir şekilde dağıtmaya başladı. 

Savunma anlayışına geldiğimizde bambaşka bir Galatasaray izledik dün gece. Ben uzun zamandır bu kadar iyi savunma yapan bir takım izlememiştim açıkçası. Geri dörtlüye Riera ve Bruma'nın da destek vermesiyle 6'lı bir hat oluşturan ve Selçuk-Melo ikilisiyle önde set kuran takımımız adeta etten bir duvar ördü. Sneijder biraz iyi olsaydı dün gece ilk yarıda goller bulmamıza yardımcı olacaktı. Chedjou-Semih ikilisi ve Semih çıktıktan sonra Gökhan Zan'ın performansını ayakta alkışlamamız lazım. 

Juventus tıpkı Fatih Hoca'nın felsefesindeki gibi toplu hücum toplu defansı benimseyen bir takım. Her ne kadar 3'lü defansla oynuyor gibi gözükseler de iki kanattaki Asamoah ve Lichtsteiner top rakipteyken defansa, topu kazandıktan sonra hücuma verdikleri destek sahaya yansıttıkları sistemin en önemli parçaları. Diğer yandan Chiellini'nin hava toplarındaki hakimiyeti işimizi oldukça zorlaştırdı. Özellikle Drogba'nın ileride tek kalmasından topları indirdiği noktalarda hiçbir oyuncumuzun olmaması ataklarımızın başlamadan bitmesine neden oldu. Ta ki Umut oyuna girene kadar. 

Genel itibariyle bakıldığında toplamda 2.5 pozisyonumuz var. Bir tanesi Drogba'nın dar açıdan vurduğu pozisyon. Bir tanesi Umut'un pozisyonu ve defansın hatasıyla bulduğumuz gol. Goldeki pozisyonu yarım olarak değerlendirebiliriz. Fakat şu bir gerçek Drogba Juventus defansıyla tek başına mücadele etti. Golünü attı, gol pasını verdi. Hava toplarında yine başarılıydı. Dönüp geriye bakıldığında Emirates Cup'da Arsenal'e şahane bir gol attı maçı ve kupayı kazandırdı, Süper Kupa'da Fenerbahçe'e gol attı kupa kazandırdı, Beşiktaş maçında attığı 2 golle maçı kazandırdı ve dün akşam 1 gol attı ve 1 gol attırdı maçı çeviren isim oldu. Boşuna Dünya'nın en iyi oyuncuları arasında ismi yazılmıyor bu adamın. Gerçekten büyük oyuncu.

Son olarak Mancini'nin özellikle Avrupa maçlarında rakibe göre taktik yapacağı belli oldu. Ligimiz için yapacakları kapalı kutu. Kadro tercihi ve sistem belirsiz. Pazar günkü Akhisar maçında bazı ipuçlarına sahip olabiliriz elbette. Fakat biraz daha zamana ihtiyacımız var. Copenhagen maçının 3 hafta sonra olması da büyük avantaj. En az 4 puan çıkarmamız gereken 2 maça çıkacağız. Ama bu sezon hemen her maç ölüp ölüp dirileceğimiz kabak gibi ortada. Hayırlısı artık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder