Bu sezon işler hiçte istediğimiz gibi gitmiyor. Sezon öncesi hazırlık dönemini tabiri caizse bomba gibi geçiren ve diğer takımlara nazaran daha hazır bir görüntü içerisinde olan takımımız hem Şampiyonlar Ligi'ne hem de Türkiye Ligi'ne pekte iç açıcı bir başlangıç yapamamıştı. Ligde üst üste alınan beraberlikler, Real Madrid ve Akhisar mağlubiyetleri, Fatih Hoca'nın gönderilmesi ve Mancini'nin yeni oyun planını takıma benimsetme çabaları takımımızın ritmini bulmasına engel oldu.
Juventus'un gruptaki ilk 2 maçından berabere ayrılması gruptan çıkmak için gerekli olan puan barajını aşağıya çekmiş durumda. Juventus deplasmanından aldığımız 1 puanı avantaja döndürmemiz için önümüzdeki Copenhagen maçlarını kazanmamız lazım. Hem içeride hem de deplasmanda kazanmamız lazım ki Juventus maçı Arena'da final maçı olsun.
Kafamdaki senaryo şu şekilde;
Öncelikle Copenhagen'a puan kaybetmediğimizi varsayıyorum. O zaman 7 puana yükseliriz. Juventus'un en oynayacağı iki Real Madrid maçından iyi ihtimalle 1 puan çıkardığını düşünürsek Juventus 3 puana ulaşır. Bu tablodan sonra biz Real Madrid'e kaybedip, Juventus da Copenhagen maçından galip gelirse aradaki puan farkı 1'e düşer ve Arena'da alınacak beraberlik bizi 8 puanla üst tura taşır. İşte tam da bu sebepten ötürü şimdi kazanma zamanıdır.
Peki geldiği günden beri çıktığı 3 maçta da sahaya sürdüğü 11'le bizleri şaşırtmayı başarıan Mancini'nin bu maçtaki kadro seçimi nasıl olacak ?
Öncelikle yabancı sınırlaması olmadığından dolayı Eboue ve Hakan Balta'nın sakatlığından dolayı Riera'nın sahada olmasına kesin gözüyle bakıyorum. Öte yandan Bruma'nın da maça ilk 11'de başlaması kuvvetli muhtemel. Bu seçimler sonrası sahaya;
Muslera
Eboue Chedjou Semih Riera
Melo
Sneijder Selçuk Bruma
Burak Drogba
kadro tercihiyle çıkacağımızı düşünüyorum. Gerçi Bruma'yı yedek kulübesinde görürsek şaşırmamız lazım. Malum Mancini'nin de tıpkı Fatih Hoca gibi kozlarını sonradan oynamayı seven bir yapısı var.
Tek forvet çıkma ihtimalini zayıf görsem de yine bir sürprizle bu seçeneği de değerlendirebileceğini düşünmüyor değilim.
Mancini ilk geldiği günlerde de yazmıştım. Artık rahat maç kazanmayı unutmalıyız. Hele ki Şampiyonlar Ligi maçlarında sabırlı olup yakaladığımızı atacağız mantalitesi ağır basıyor. Ama elimizde bu sezon atmak yerine kaçırmak konusunda rekora koşan Burak gibi bir forvet varken ne kadar başarılı oluruz bilemiyorum.
Copenhagen'a değinecek olursak kesinlikle çantada keklik bir durum yok ortada. Aksine sert futbolu ve takım oyununu sahaya çok iyi yansıtan bir takım. Kendi liglerinde liderin 8 puan gerisindeler ve eminim onlarda bizden en az 4 puan çıkarmayı düşünüyorlar.
Netice itibariyle içeride ve dışarıda alacağımız galibiyetler gruptan çıkmamız için elimizi epey rahatlatacaktır. İşte sırf bu yüzden, en başta da söylediğim gibi;
ŞİMDİ KAZANMA ZAMANI...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder