Malumunuz, Galatasaray adı bize her daim gurur yaşattı. İçeri, dışarıda. Hemen her branşta göğsümüzü kabartan başarılar elde etti. Kupalar kazandık, şampiyonluklar yaşadık. Öte yandan üzüldüğümüz zamanlar da olmadı değil hani. Ama bizler yola zaten hayatımızı armaya adayıp çıkmıştık. Yani biz başarıya, başarısızlığa bakmadan koştuk parçalı forma ardından.
Bugüne kadar yaşadıklarımız bir yana, 17 Haziran akşamından dün akşam saat 21:15'i de içine katarak çok büyük bir gurur ve mutluluk daha yaşattı Galatasaray'ım bana ve bizlere.
Maça çıkılmayacak kararı alındığında ve Başkan'ın GSTV'den açıklamasıyla resmiyete döküldüğünde, Elmander'in Beşiktaş'a son dakikada attığı gol kadar sevindim. Herkesin siyasi görüşü kendinedir ve bu sayfalara siyaseti olağanüstü bir şeyler olmadıkça karıştırmamaya çalışan biri olarak geçen seneden beri ilk defa içimde Gezi Ruhu'nu hissettim. (Herkesin görüşüne saygı duyarım elbette)
Her platformda uzlaşmacı olmaya çalışan yönetimimiz ilk defa amiyane tabirle gider yaptı. Ama mesele gider yapmakta değildi elbette. Çünkü tarih boyunca çok fazla gider yapan kişilere tanık olduk. Asıl mesele yaptığınız giderin arkasında durabilmekteydi.
Maça çıkılmayacak açıklamasından sonra elbette ikiye bölünmeler başladı. Taraftarın da içinde bulunduğu büyük bir kesim bu kararı ayakta alkışlarken ve hatta Hıncal Uluç'un bile dilinden övgüler düşerken bir kısım da karara karşı çıkıyordu.
Karşı çıkmalarını anlarım. Çünkü bugüne kadar yaşadığımız gibi, karardan vazgeçilip maça çıkılacağını zannediyorlardı. Yani bu karara burun kıvıranlar, zamanında şöyle yaparız, böyle yaparız, buradan çekiliriz tehditleri savurup, sonrasında yapamayan zihniyete alışmış kişilerdi.
Ama öyle olmadı.
Çünkü bizler, Fatih Terim döneminde 3-2 yenildiğimiz Real Madrid maçı sonrasında tribünlerde avuçlarımız kızarırcasına alkışlayıp, boğazımız patlarcasına "Başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter" diye bağırırken şaka yapmıyorduk.
İşte o günlerin yansımasıdır 17 Haziran duruşu.
...ve "Başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter"in tam karşılığıdır 19 Haziran akşamı yani final serisinin son maçının oynanacağı akşam sahaya çıkmamak.
O akşam maça çıkmamak, Hagi'nin Monaco'ya 35 metreden attığı gol demektir.
UEFA Kupası'nı kazandığımız geceki gururdur yüreğimde.
Jardel'in Süper Kupa'da Real Madrid'e attığı altın goldeki kadar sevinmektir karardan dönülmemesine.
Çünkü kıvırmak en çok Nesrin Topkapı'ya, gençken Sibel Can'a, şimdilerde Asena'ya ve Oryantal Didem'e yakışır.
Örnekler çoğaltılabilir.
... ve fakat "YAPMAYACAĞIM" deyip "YAPMAYAN"ların örneği tektir.
Adı da GALATASARAY'dır.
Çünkü;
CİMBOM BAŞI DİK YÜRÜR...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder