7 Nisan 2014 Pazartesi

Dünya Derbisi (!)


Maalesef yine bir Fenerbahçe derbisi sonunda futbol yerine olayları yazmak ve konuşmak zorunda kaldığımız bir dünya derbisi (!) izledik. Çok uzun zamandır tribüne giden veya ekran başına geçenler güzel bir futbol, karşılıklı gollerin olduğu çekişmeli bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi izleyemiyor. Keza yine izleyemedik. 

Önce saha dışından başlayacak olursak Samandıra'da Galatasaraylı bir çiftin bulunduğu arabaya saldıran Fenerbahçeli taraftarlar(!), hemen akabinde stadın çevresinde TEM otoyolunu kesip yoldan geçen arabalara gelişi güzel taş, şişe vs. atan sözüm ona Galatasaraylı taraftarlar maçın gidişatının sinyalini zaten vermişti. 

Dönelim saha içine. 

Açıkçası takımımız beklentilerin çok üstünde bir başlangıç yaptı. Pozisyon arayan, ayağa oynayan ve golü isteyen bir takım görüntüsündeydik. Bu istekli oyun bize golü erken getirdi. Zaten senaryo da biraz bu değil miydi? 

Yani Mancini'nin en çok istediği. At golü yat skorun üstüne. 

Öncelikle golün hazırlanışı ve Sneijder'in vuruşu muazzam. Takımın ve golü atanın adına bir gol ancak bu kadar yakışabilir.  

Ama sonrasında 1-0 olsun bizim olsun mantığını kabullenmek doğru değil. Hele ki rakip daha ilk yarıda 10 kişi kalmışken. Sanırım Mancini ve futbolcular bu kırmızı kartla maçı kopardıklarını düşünmüş olamalılar 2.yarıda bizim takır takır oynamamız gerekirken rakibi oynattık. Girdiğimiz pozisyonları değerlendirebilsek belki ortaya çok farklı bir skor da çıkabilirdi. Ama hocasından futbolcusuna herkes 1-0'ı kafi gördü. Yazık oldu. 

Tüm bunların dışında Semih ve Hakan Balta'yı tebrik etmemiz lazım. O kadar çok olay oldu ki gecenin belkide en iyileri arasında olan bu ikili geri plana itildi. Müthiş oyunları ve Emenike'ye hemen her pozisyonda üstünlük sağlamaları takdire şayandı. Aman nazar değmesin. 

Melo'yu sona bırakıyorum, geçiyorum Selçuk'a. 

Sağda solda öyle art niyetli haberler okudum ki inanamadım. Neymiş Selçuk oyundan çıkarken formayı fırlatmış. Pazubandını yere atmış vs. Öncelikle Selçuk Galatasaray formasını yere çalacak karakterde bir adam değil. Bunu netleştirelim. Öte yandan böylesine tansiyonu yüksek bir maçta bu tip gerginliklerin olmasını da doğal karşılamalıyız diye düşünenlerdenim. Yaptığı hareket, evet yanlıştır. Fakat Selçuk'un kredisi bu hareketle sıfırlanmamalıdır. Bir kalemde silip atmak yakışmaz bize.

Hakeme değinmek istemiyorum. Verdiği, vermediği kararlar ve kartlara girecek olursak çıkamayız işin içinden. Çoğunlukla kontrolünü kaybeden bir görüntü içerisindeydi. Bu kadarı kafidir sanırım. 

Gelelim Melo'ya. 

Yaptıklarının doğru olduğunu elbette savunmayacağım ve fakat Emre'yi hiçbir Galatasaraylı sevmiyor. (Hiçbir derken istisnaların kaideyi bozmadığını varsayıyorum elbette.) Her derbide mutlaka başrol oynuyor. Fakat dün akşam Melo, Emre'den rol çaldı. Ne yaptı etti attırdı oyundan. Zaten kırmızı karttan sonra Emre'nin yüzündeki ifade herşeyi açıklıyor. Ben kısacası dinsizin hakkından imkansız gelir demek isterim. Gerçi rakip 10 kişi kaldıktan sonra daha iyi top yapmaya, daha iyi oynamaya başladı. Melo iyilik mi yaptı kötülük mü anlayamadım. 

Toparlayacak olursak derbinin yine elle tutulacak bir tarafı olmadığını görüyoruz. 

O yüzden Hatice'ye değil neticeye bakmakta yetinelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder