Arsenal maçı öncesinde kadroyu gördüğümde Sinyor Prandelli'nin maceraperest bir insan olduğuna kesin kanaat getirdim. Özellikle Sivasspor maçında bu sistemi deneyip rakibe çok net pozisyonlar veren sistemi Arsenal deplasmanında sahaya dizmek pek de akıl kârı değil maalesef.
Sistem bir yana oyuncu tercihlerinde de macera arayan İtalyan, yine Sivas maçından dili yanmışa benzemiyordu ki sağda Veysel ısrarını sürdürmeye devam etti. Sanırım Tarık'ın sadece solda oynadığını falan sanıyor kendisi. Tutunacak dal arıyorum ve belki de Tarık'ın ofansif yönü daha ağır basıyor diye Veysel'i orta alanın gerisinde tutup rakibin kanat ataklarına karşılık vermek istemiştir diyorum ama rakibin ağırlıklı olarak sağımızdan geldiği gün gibi ortada.
Diğer yandan övgüler yağdırdığımız Chedjou'da yaptığı hatalarla maçın kopmasını sağlayan isim oldu. Şöyle düşünürsek 1-0 önde olsaydık ve Chdejou bu 2 hatayı yapıp mağlup duruma düşseydik bugün ne sistem, ne taktik ne de başka bir şey konuşuyor olurduk. Faturanın tamamı Chedjou'ya kesilirdi. Sen sağ ben selamet.
Telles'e gelecek olursam maçın ilk yarısındaki sistem Telles için biçilmiş kaftan. Zaten ilk yarıda defansın arkasına koşuları, girdiği pozisyon vs. bunun kanıtıdır. Ama bu sistem tam bir çark uyumu gerektirir. Çarklardan biri kırıldığı anda darmadağın olursun. Öyle de oldu zaten.
Şimdi gelelim ikinci ve üçüncü bölgeye.
Açıkçası ben tek forvet çıkacağımızı ve Sivasspor maçındaki 6'lıyı bekliyordum. Yani Melo-Selçuk-Dzemaili-Sneijder-Olcan-Burak.
Fakat Selçuk ve Olcan kesik yeyip Yekta-Pandev forma giydi.
Arsenal deplasmanında maça Pandev'le başlamak, Selçuk'u kesip Melo ve Sneijder'i geriye yaslamak ileride üretkenliği sıfıra indirgemek olduğunu bu maçta bir kez daha görmüş olduk. Dzemaili'nın topu ileri taşıma çırpınışları dışında rakip kale önünde varlık gösteremedik doğal olarak.
Hal böyle olunca ve devreyi 3-0 mağlup kapatınca ikinci yarı bildiğimiz düzene dönmek farz oldu. Klasik düzende kendilerini daha rahat hisseden oyuncular ve rakibin maçı koparmış olmasının da etkisiyle oyuna yöne vermeye başladı. Rakibi kendi silahıyla vurarak defans arasına atılan topta pozisyon yaratıp penaltı kazanmak ve kalecinin kırmızı görmesi maçta sadece skorun değişmesine neden oldu.
Oyuncu değişikliklerinde Hamit'i oyuna sürmek, sonrasında Umut ve Bruma hamleleri her ne kadar doğru gözükse de maç koptuktan sonra pek fayda etmiyor maalesef.
Şahsi kanaatim maça tek forvetle çıkıp 5'li orta saha düzeniyle maçı ilk yarıda tutup, ikinci yarıda Pandev hamlesi olabilirdi diye düşünüyorum. Tabi ki maçlar sahada kazanılıyor, sahada kaybediliyor. Ama İngiltere'de Arsenal'e de 3-5-2 oynamak başta da dediğim gibi pek akıl kârı değil.
Toparlayalım;
3-5-2'yi Türkiye Ligi'nde tutturabiliriz fakat Şampiyonlar Ligi'nde uygulamaya çalışırsak Arsenal maçı bunun için bir uyarıdır. Eldeki oyuncular Şampiyonlar Ligi temposunu kaldıramaz ve maazallah daha büyük sıkıntılar yaşayabiliriz.
Prandelli'nin İngiltere'deki macerası üzerine grupta yeni maceralar bizi bekliyor. Gerçekçi olmak gerekirse hedefimiz grup 3.lüğü olmalı. Avrupa Ligi'nden devam etmek daha hayırlı olacak gibi geliyor bana.
Hayırlısı...

pandev gibi oyuncu var siz hala degerini bilmiyorsunuz umarım hamza hoca deger verir anadolu yakası nakliyat firmaları maltepe evden eve nakliyat
YanıtlaSil