31 Ağustos 2013 Cumartesi

Kayıp Aranıyor...


Hazırlık kampı döneminde rakiplerine nazaran çok daha iyi bir görüntü veren hatta ve hatta daha lig başlamadan 2 kupa kazanan takımımız bu performansını maalesef ki 2 haftadır deplasmanda sahaya yansıtamıyor. Her ne kadar Bursa ve Eskişehir deplasmanlarının zor deplasman olduğunu kabullensek de ligin henüz başında 4 puan bırakmak keyfimizi kaçırmıyor değil.

Maçın geneline bakıldığında düşük tempoda geçen ekran başında seyircinin uykusunu getirecek bir maç izledik. Hep söylediğimiz ve yazdığımız gibi 2 sezondur saldıran, ısıran takım gitmiş yerine bambaşka bir takım gelmiş gibi oynuyoruz. Kontrollü futbol mantığıyla sahada mücadele eden bir takım görüntüsündeydik dün akşam yine. Fatih Terim'in alışkın olduğumuz o prese dayalı futbolunu izleyemiyoruz bu sezon. Bu da rakibin rahat oyun kurmasına sebebiyet veriyor. Tam tersini düşündüğümüzde top bizdeyken rakip takım boş alan ve adam bırakmadığından dolayı oyuna istediğimiz gibi hükmedemiyoruz. Defansta Popescu tipinde bir oyuncunun olmayışı geriden oyun kurmakta zorlanmamıza neden oluyor. Bu etmenler bir araya geldiğinde ise vasatın da altında bir futbol ortaya çıkıyor. 

Rakibi değerlendirecek olursak Eskişehirspor da iyi futbol sergilemedi. Necati'nin girdiği 2 pozisyondan başka tehlikeli pozisyonları yok. Gerçi Necati o 2 pozisyondan 1 tanesini gol yapsa maçın gidişatında büyük değişiklikler olacaktı. Kısacası bir hafta önce Fenerbahçe karşılaşmasında övgüler yağdırılan takımdan eser yoktu açıkçası. 

Sneijder Bizi Bozuyor Mu?

Galatasaray'ın oyun sistemi Sneijder'den önce ve sonra olarak ikiye ayrılmış durumda. Sneijder transfer edilmeden önce klasik 4-4-2'yi çok iyi oynayan bir takım görüntüsündeydik. Ne zaman ki Sneijder transfer edildi O'na yer bulma çabaları bizim oyun planımızı bozmaya başladı. Asıl yeri forvet arkası olan oyuncuyu solda denedik olmadı, asıl yerine çektik kanatları çalışmayan bir takım haline geldik. Hala kanatlara oyuncu almamız lazım diye yakınıyoruz. O zaman Sneijder'den vazgeçip yine eski sisteme döneceğiz. Yani 2 kanat oyuncusu + Melo-Selçuk. Gerçi dün akşam Amrabat girdikten sonra ürenkenliğimiz her ne kadar arttıysa da topu 3 direk arasından geçiremedik. 

Kalabalık Orta Saha Mı, Çift Forvet Mi?

Fatih Hoca ikinci yarının başında Amrabat-Burak, Sabri-Engin değişikliği yaptı. Hazırlık maçlarının bir çoğunda denediği 4-5-1'i kullanmak istedi. Daha doğrusu Emirates Cup'ta fırtına gibi esen Amrabat-Sneijder-Drogba 3'lüsüne dayadı sırtını. Burak'ın oyundan alınması bana pek doğru gelmedi. Amrabat-Engin değişikliğiyle başlamak ve oyunun gidişatına göre Sabri'yi sürmek daha etkili olabilirdi sanırım. Ama beri yandan bakıldığında kalabalık orta saha ile oyunu tutup, Amrabat-Sneijder-Drogba'yla işi bitirmek de yabana atılacak bir fikir gibi durmuyor. Elbette yapılan hamleler sonuç verip maçı kazansaydık belkide bu paragrafa gerek bile kalmayacaktı. Amacım durumdan vazife çıkarmak değil kesinlikle. Sadece bana daha doğru geleni yazıyorum hepsi bu.

Duran Toplarda Etkisiz Kalmak

Bu tip kilitlenmiş ve bir türlü gol bulunamayan maçların en büyük anahtarıdır duran toplar. Fakat dün akşam sadece 1 duran topta tehlikeli olabildik. O da kornerden gelen topta Melo'nun 2,5 - 3 metreden dışarı vurduğu top. Onun dışında Sneijder ve Selçuk'un kullandığı duran toplarda maalesef etkisiz kaldık. Drogba'nın da hemen her serbest vuruşta topun başına geçmesi artık beni pek heyecanlandırmıyor. Sanırım bu sorun Selçuk'un da formuna olumsuz etki ediyor. Mesela maçın son dakikasındaki serbest vuruşu Selçuk kullanmalıydı. Varsın dışarı vursun. Attıklarına sayardık.

Zemin Değil Buz Pisti

Maalesef maçın ilk yarısında herhalde ayağı kayıp yere düşmeyen bir tek kaleciler vardı. Artık zeminin kötü olması mı, maçtan önce fazla sulanması mı yada futbolcuların krampon seçimlerinden mi bilinmez oyuncular adeta ayakta duramadılar. Bence bu konuda en güzel teklifi Şenol Güneş yapmıştı. 
"TFF bütün statların bakımından mesûl olacak ve kulüplere ödeme yaparken bu bakım miktarının kesintisini yapacak. Böylelikle hemen her statta bir standart sağlanmış olur." 
demişti zamanında. Ciddiye alan olmadı maalesef. İşte netice ortada. Sonucu zemine bağlamıyorum kesinlikle fakat Eskişehirspor gibi bir takıma ne o stat yakışıyor ne de o zeminde top oynamak. Gerçi yeni bir stat yapıyor Eskişehir'e. Sanırım 2015'in başlarında bitecek. Bizlerde bu görüntülerden kurtulmuş olacağız.

Toparlayacak olursak geçtiğimiz hafta Bursa deplasmanında 2 puan kaybetmedik 1 puan kazandık demiştim. Fakat bu hafta her ne kadar zorlu bir deplasman olsa da 2 puan kaybettiğimizi düşünüyorum. Çünkü Eskişehirspor, Bursaspor kadar iyi bir futbol sergilemedi. O yüzden ne yapıp edip bu deplasmandan 3 puan çıkartmalıydık. 

Maalesef olmadı. 

Umarım kısa vadede toparlanıp, vitesi yükseltmeyi başarırız. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder