Son olarak 2005 yılında ezeli rakibimiz Fenerbahçe'yi 5-1 yenerek müzemize götürdüğümüz Türkiye Kupası mücadeleleri dün itibariyle başladı. Takımımızın kolay geçeceğini düşündüğümüz Gaziantep B.B. maçı tam anlamıyla kabusa dönüştü. Neredeyse daha ilk maçta elenme tehlikesi yaşan takımımızı ipten kaleci Ufuk aldı.
İlk 11'de sürekli suretle süre alan futbolcuların dışında yedek kulübesinde hapsolmuş oyuncularımızın belki de kendini en iyi gösterebileceği bir maçta bu kadar vasatın altında oynamaları inanılır gibi değil. Bizler sürekli forma şansı bulan oyuncularımızı eleştirirken meğer yedek oyuncularımızın da onlardan aşağı kalır yanı yokmuş. Aslında tüm bunlar büyük resmi daha iyi görmemize neden oluyor. Takımdaki herkes kötü ve doğal olarak da işler de kötü gidiyor.
Maçın teknik, taktik analizini yapmaya pek gerek yok aslında. Kağıt üzerindeki isimlere bakıldığında normal şartlarda sahaya çıkan bu takımın rakibi yürüye yürüye yenmesi lazım. Sakın yanlış anlaşılmasın rakibi küçümsediğim falan yok. İki takımı karşılaştırırsak tecrübe her yönden ağır basan taraf bizdik. Skoru da yakaladık ama maalesef koruyamadık. Bunun hiçbir açıklaması olmaz maalesef.
Takımın ayakta kalan tek ismi Ufuk'tu. Penaltı vuruşlarından 4 penaltı kurtarması ayakta alkışlanacak bir durum. Sahada forma şansı bulan bütün futbolculara inat ben buradayım diyebilen tek isimdi. Takımı sırtladı ve üst tura çıkardı. Ellerine sağlık Ufuk.
... ve takımı bugünlere getiren herkese sesleniyorum.
Futbolcusundan, teknik heyete, yönetime...
ELLERİNİZE SAĞLIK...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder