17 Mayıs 2013 Cuma

"Korkunç Bir Şey..."


Tam 13 sene önce bugün, Popescu'nun kullandığı son penaltıdan sonra Ömer Üründül'ün "Korkunç bir şey" diye haykırması belki de UEFA Kupası zaferinin en güzel özetidir. Hafızalarımızdan kolay kolay silinmeyecek, gurur dolu muhteşem bir zafer. Altın harflerle yazılmış bir destan, bir tarih. Kimilerinin kabullenemediği, küçümsediği bu başarıyı tekrarlamak bir yana, yakınlarına bile yaklaşabilmeyi başarı sayanların hayallerini süsleyen bu kupanın müzemizde olması ise bambaşka bir gurur elbette.

13 sene önceye döndüğümüzde ise yaşananları hatırladıkça hala tüylerim diken diken oluyor. Popescu'nun son penaltısını izlediğimde gözlerim doluyor. Hangimiz böyle hissetmiyoruz ki? 

O gece maçı izlerken elim, ayağım, üzerimdekiler terden sırılsıklam olmuştu. Sanki bende oynuyordum o sahada. Pres yaparken Hakan Şükür'e, Arif'e, Okan'a, Hagi'ye sanki ben de yardım ediyordum. Hakan topa kafa vurmadan evde ben kafa vuruşunu yapmış, Arif orta yapmadan ortayı kesmiş oluyordum. Kısacası yerimde duramıyordum. Bir türlü gelmiyordu gol. Gelmedikçe daha da terliyor, kalp ritmim daha da hızlanıyordu.

90 dakika bitiyor ve maç uzatmalara gidiyor. Hagi kırmızı kart gördüğü anda "eyvah" çekiyordum içten içe. Ama bir yandan da kupayı alacağımıza inanıyordum. Henry'nin kafa vuruşunu Taffarel hala inanamadığımız bir şekilde köşeden çıkardığı anda "bu kupa bizim hakkımız" demeye başlamıştım. Aslında ilk önce Henry'nin golü attığını sanmıştım. Çünkü kale fileleri sallanmıştı. Ama topun oyun alanında olduğunu ve Taffarel'in kale içerisinde yattığını görünce havalara fırlamıştım. 

120 dakika bitmiş artık penaltılara kalmıştı her şey. O sezon atılan hiçbir penaltıya bakamamıştım. Hertha Berlin maçında Ali Sami Yen'de maçı izlerken Hagi'nin ve Milan maçında TV başında Ümit Davala'nın penaltılarına bakamamıştım. Ama bu sefer başkaydı. Tarihe tanıklık ediyordum sanki ve zerre tereddüt yoktu içimde. Gol olan penaltılara ve Arsenal'in kaçırdığı penaltılara seviniyordum. Ama hesap yapmıyordum, belki de yapamıyordum. Ta ki TV'den "Atarsak kupa bizim" sözünü duyana kadar. Elim ayağım titremeye başladı. Popescu topun başına geldiğinde avazım çıktığı kadar "Kaçırmaaa" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Sonrası ise anlatılmaz yaşanır.

Evet anlatılmaz yaşanır. Yaşadık da. O kupayı kazanmamızda emeği geçen herkese ne kadar teşekkür etsek azdır. 

Hayallerimizi gerçek yaptıkları için. Avrupa'nın kralı oldukları için. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder