Derbi öncesi bu kadar çok saha içi ve dışı olayın olabileceğine imkan ihtimal vermemiştim açıkçası. Ya ben çok iyi niyetli bakmışım ya da artık iş iyice çığrından çıkmaya başladı. Şampiyonluğumuzu ilan edip Kadıköy'e gitmek ve Fenerbahçe'nin de öyle aman aman kritik bir durumunun olmaması, şimdiye kadar izlediğimiz tansiyonu yüksek derbilere nazaran daha az gerilimli bir maç izleyeceğimizi düşünüyordum. Ama aksine her zamankinden daha gerilimli bir maç izledik.
Özeleştiri ile başlamak gerekirse Eboue'nin yaptığı zaman geçirmeye yönelik hareketleri hiçbir zaman tasvip etmemişimdir. Her yaptığında gerilimi daha da arttırıyor. Yere yatıyor kalmıyor, taç atacak geciktiriyor. Ben yakıştıramıyorum açıkçası.
Sabri'yle Volkan'ın boğaz boğaza girmesine söylenecek söz var mı Allah aşkına? Kim bilir birbirlerine neler söylediler ki bu denli büyü iş. Ama bu Volkan'ın ilk icraatı değil. Ali Sami Yen'deki maçta da Lincoln'le kapışıp kırmızı kart görmüştü. Yine Milli Takım'da Çek Cumhuriyet'i maçında Koller'e kafa atarak kırmızı kart görmüştü. O maçta da oyuncu değişikliği hakkımız dolmuştu ve kaleye yanlış hatırlamıyorsam Tuncay geçmişti. Dün akşam da Mehmet Topal geçti kaleye. Ayrıca Drogba'yla sürekli ağız dalaşı içerisindeydi Volkan. Hem Milli Takımın kalecesi hem de Fenerbahçe'nin kaptanı. Ona da yakışmıyor bunlar ama senelerdir maalesef yapıyor.
Melo bir kaç pozisyonda sert oynadı. Hatta ilerleyen dakikalarda kırmızı kart görmesinden korktum. Ama sert girdikten sonra özür dilemeye, yerde kalan rakibini kaldırmaya gittiğinde Emre Belözoğlu'nun saçma sapan tepkilerine, itiş kakışlarına maruz kaldı. Yetmedi Melo oradan uzaklaşmaya çalışırken Emre bir de ayağını uzattı çelme takmak istercesine. Emre'nin bu yaptığı hareketler tam da tribünlerin istediği şeyler. Emre sever böyle tribünlere oynamayı. Ama gereksiz, saçma sapan ve ortamı geren hareketler bunlar hep.
Peki ya sahaya atılan şişelere ne demeli? Bir tanesi Hasan Ali Kaldırım'a geldi. Allah korudu da bir şey olmadı adama. Ya olsaydı. O gencecik çocuğu bıçaklayanlardan bir farkınız olur muydu? Bunun gibi 2-3 tane daha şişe atma olayı yaşandı. Kameralara da yansıdı. Ali Sami Yen'de de oldu rakı şişesi olayı. Konu siz biz değil. Konu bunu yapabilme deliliği. Hepimiz statlarımız şöyle güzel, böyle güzel diye övünüyoruz. Hani nerede bu şişeleri sahaya atanlar. Çıkarsınlar ibreti alem için ceza versinler.
20 yaşında genç öldürüldü dün akşam. Bıçaklanarak hem de. Neyin futbol kavgası bu ki canıyla ödüyor bu gencecik çocuk. Ama 50.000 kişilik statlarda "Futbol şiddettir, futbol holiganlıktır, futbol adam bıçaklamaktır" diye bağıranlar şimdi kalkıp birbirlerine küfürler savuruyorlar. Sosyal Medya'da klavye delikanlılığı yapıyorlar. Bu tezahüratları yapan zihniyet getirmedi mi bu hale futbolu? Metrobüslerin içine sis bombaları atılmadı mı, deplasmana giderken otobüslerin camları çerçeveleri indirilmedi mi, takım otobüsleri taşlanmadı mı, tribünlerdeki koltuklara pislikler konulmadı mı, tuvaletlerin camları çerçeveleri kırılmadı mı, taraftarlar birbirine girmedi mi, sırf iki takım taraftarları kavga ediyor diye etraftan geçen masum insanlar yaralanmadı mı bu ülkede? Bunun sizi, bizi yok. Soruyorum hangi galibiyet ya da şampiyonluk ya da kupa bir candan daha değerli? Giden gitti. Biz şampiyon olmuşuz, siz galip gelmişsiniz ne fayda? Ateş düştüğü yeri yakıyor işte. Bunun rengi, takımı, kupası bilmem nesi olmaz. Olmamalı ve bunu anlamalı artık.
Bir de ırkçılık mevzusu var. Adam almış eline muzu Drogba'ya hareket yapıyor. Neyin kafasındasın be arkadaş? Ne geçiyor eline ya da nasıl bir tatmin duygusudur bu? Girmişin orada binlerce taraftarın arasından 30-40 metreden hareket yapıyorsun. Üstelik kendi takımında 3 tane siyahi oyuncu sahadayken ve attığın golleri zenci futbolcu atmışken. Yapsana sokakta herhangi bir zenciye o hareketi de göreyim senin delikanlılığını, erkekliğini. Her şeyi geçtim hiç mi Allah korkusu yok içinde? Benim de sorduğum soruya bak. Allah korkusu, inancı olan adamın yapacağı iş mi bu?
Son olarak maç sonunda saha ortasında kutlama yapmak da yakışmadı futbolcularımıza. Çok gereksiz bir davranıştı bence. Mağlup olmuşsun ama zaten şampiyonsun. Gir içeri, at imzanı geçen sene ki gibi. Hatıranı bırak çık git. Zaten gerilmiş olan ortamı daha da germenin ne alemi var.
Toparlamak gerekirse, dün gece ne şampiyon olmak önemli, ne bizim mağlup olmamız ne de 14 senedir galip gelemiyor olmamız. 20 yaşındaki gencin öldürülmesinden daha önemli değil hiçbir şey.
Burak kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine de sabırlar diliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder