Geçtiğimiz sezon baştan aşağı yenilenen ve sezon başında takımın en dikkat çekici ismiydi Selçuk İnan. Transferi açıklandığında her Galatasaray taraftarı gibi bende çok büyük sevinç yaşamıştım. Burak'la birlikte Trabzonspor'u zirveye taşıyan Selçuk'un takıma dahil edilmesi adeta inşa edilecek gökdelenin temelinin sağlam tutulması gibiydi.
Hagi'den sonra hep bir arayış içinde olan yönetim bir türlü 10'a yakın bir oyuncu bulamadı senelerce. Kapanan takımlara karşı kilidi açacak oyuncu, duran toplarda attığı veya attırdı gollerle tabelayı değiştirecek bir çilingir çıkmadı bir türlü. Her sezon transfer edilen her yabancı "Yeni Hagi" manşetleriyle takıma katılıyordu. Bunlardan Carrussca beklentileri hiç karşılamazken, Ilic ve Lincoln taraftarın umut bağladığı ve bir nebze de olsa karşılığını aldığı futbolcular oldu ama Hagi'ye hiç mi hiç yaklaşamadılar. Elano, Keita dönemi belki de umutların tavan yaptığı dönemdi. O da olmadı. Ta ki geçtiğimiz sezona kadar.
Fatih Terim'in başa gelmesiyle nokta transferler yapmaya başlayan yönetim Selçuk İnan'ı da kadroya katıyordu. Trabzonspor'da sergilediği futbolla orta sahanın aranan kanıydı. Belki de o yüzden nokta transfer diyebiliyoruz bu transfere.
Selçuk'tan Önce, Selçuk'tan Sonra...
Kısa zamanda takımı sırtlamaya başlayan Selçuk, yıllardır özlemini duyduğumuz duran toplara da ilaç oldu. Hagi futbolu bıraktıktan sonra duran toplardaki etkisiz görüntü yerini heyecana bıraktı. Kapanan takımlara ve maçın kilitlendiği anlarda serbest vuruş kazanıldığında, takımda Selçuk'un olduğunu bilmek bize güven vermeye başladı. Selçuk'ta bu güveni boşa çıkartmadı. 2 senedir attığı frikik golleri ve duran toplardan bulduğumuz gollerden sonra Hagi'yi anmayanımız yoktur herhalde. Bu sezon her ne kadar geçtiğimiz sezon kadar topun başına geçemese de, topun başına geçtiği zamanlarda yaptıkları aşikar.
Tam Bir Meastro...
Geçtiğimiz sezon Süper Final dahil toplam 40 maçın sadece 1 tanesinde sahada olmayan Selçuk, 39 maçta 13 gol - 15 asistle "Maestro" benzetmesinin hakkını sonuna kadar teslim etti. Bu sezon ise ligin bitimine 2 maç kala, ligde çıktığı 29 maçta 6 gol - 6 asist, Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı 10 maçta 5 asist yaparak toplamda 39 maçta 6 gol - 11 asistlik performansıyla üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını görüyoruz. Orduspor maçında kaleci Muslera'nın degajında topuğuna çarpıp kendi ağlarımıza giden golde hafızalarımızda gülümseyerek hatırlayacağımız bir anı olarak kalacak. Diğer yandan şampiyonluğumuzu ilan ettiğimiz Sivasspor maçında yılın golüne aday olacak güzellikte attığı 2.gol ise bu 2 sezonu taçlandıracak nitelikteydi.
Defansif Yönü...
2 sezondur attığı goller ve attırdığı gollerin yanında, defansa yaptığı yardımı da teslim etmek gerekli. Oyunu iki yönlü oynayabilen ender oyuncular bir Selçuk. Bu tip oyuncuların en büyük sorunu koşmamak ve defansa yardım etmemek olur. Ama Selçuk'ta bu tip sorunları hiç yaşamıyoruz. Orta sahada hem çok koşan, top kapan, adam kovalayan ve defansa sürekli yardım eden bir oyuncu. Bu özellikleri de zaten onu Selçuk yapan özelliklerin başında geliyor. Yerli Xavi benzetmeleri de bundan sebeptir.
Melo'nun Rolü...
Selçuk 2 sezondur bu kadar iyiyken Melo'ya değinmemek haksızlık olur. Melo'nun performansının yüksek olması Selçuk'u hep olumlu etkiledi. Bu sezon, geçtiğimiz sezonun performansını bir türlü yakalayamayan Melo'nun açıklarını da kapatmak hep Selçuk'a düştü. Belki de bu yüzdendir ki geçtiğimiz sezonun istatistiklerinin altında kaldı. Ama son dönemde Melo'nun yükselen grafiği Selçuk'un attığı gollerde de etki oldu desek yanlış olmaz sanırım.
Kaptanlığı...
Saha içindeki ve dışındaki davranışlarıyla parmakla gösterilen bir futbolcu Selçuk. Özellikle saha içerisinde sadece oynadığı oyuna odaklanması, hakeme itiraz etmemesi, haksız durumlarda dahi soğukkanlılığını koruması, 2 sezondur takımı hiç eksik bırakmaması yani kırmızı kart görmemesi ve geçtiğimiz sezon attığı frikik golleri ortada iken bu sezon frikiklerde topun başına diğer arkadaşlarının geçmek istemesiyle kenarda durarak mütevaziliğini koruyabilmek en büyük artılarından. Bütün bu başlıkları alt alta koyduğumuzda kaptanlığın en çok ona yakıştığını söylemek haksızlık olmaz herhalde.
Netice itibariyle Selçuk İnan şimdiden Galatasaraylı taraftarların gönlünde taht kurmuş durumda. Uzun seneler takımda kalması durumda Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, Hasan Şaş v.b efsanelerin yanında yerini alacaktır ve belki de bu isimlerin takımımıza kazandırdığı 2 büyük kupa gibi şu anda müzede eksik olan o tek kupanın kazanılmasında başrol oynayacaktır.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder