11 Eylül 2013 Çarşamba

Allah Kerim...


Daha 2 maç öncesine kadar umudumuzun kalmadığı ve hatta milli maçın olduğu günleri dahi bilmediğimiz günlerden gruptan nasıl çıkarız hesapları yapmaya başladığımız günlere geldik. Hem de 10 günde. Güçsüz Andorra karşısında 5-0'lık galibiyeti elbette teknik direktörsüz çıksak yine kazanırdık ama Romanya galibiyeti öyle değil. Galibiyetten öte takımın oynadığı futbol takdir topluyor.

Peki 10 günde ne değişti de grupta 2.'lik hesapları yapmaya başladık?

Değişen iki şey var. İlki teknik direktör elbette ama ikincisi ve en önemlisi de teknik direktöre bağlı olarak takım ruhu. Takım olabilme becerisi kazanmış takım bu 10 günde. Terim'in "Allah yardımcınız olsun" demesi bile bambaşka bir etki bırakmış takımın üzerinde. Abdullah Avcı'ya tu kaka yapacak değilim fakat Fatih Hoca'yla arasındaki fark ayan beyan ortada. Görünen köy kılavuz istemiyor yani.

Dönelim oyuna.

Bir kere istisnasız hemen herkes üzerine düşenin en iyisini yapıyor. Hücumda her ne kadar Burak-Umut ikilisinden yararlansak da atak varyasyonlarında geriden gelen Gökhan-Caner bindirmeleri ve Gökhan Töre-Arda desteğiyle hücum zenginliği kazanıyor takım. Diğer yandan takım durarak oynamıyor, koşuyor da koşuyor. Son düdüğe kadar savaşıyor. İşte bizi biz yapan da bu zaten.

Orta alanda Selçuk-Topal ikilisi öyle net oynuyorlar ki bir an bile tereddüt etmiyorsun acaba topu kaçıracak mı, hata yapacak mı diye. Her ikisi de birbirini öyle güzel tamamlıyor ki ön libero mevkisi hiç açık vermiyor. Tam bir uyum içindeler. Bütün takım böyle aslında. Herkes birbirini öyle güzel tamamlıyor ki hataları bir görmezden geliyor insan.

Çok mu övdüm acaba?

Bence tam kararı budur. Hak edene hakkını teslim etmek lazım.

Nasıl Çıkarız?

Aslında detaya girersek o meşhur karikatürdeki olaya döner iş. Özetle deplasmanda Estonya'yı ve Saracoğlu'nda Hollanda'yı yendiğimiz anda tek bir şeye bakarız. O da Macaristan'ın Hollanda deplasmanında galip gelememesi. He bir de Romanya ile aramızda 6 averaj fark var. (Bu averaj farkını Romanya'nın kapatabileceğini düşünmüyorum. Her ne kadar Andorra ile maçları da olsa. Andorra deplasmanında, o kötü zeminde fazla gol çıkmaz.) Son iki maçta bu averaj farkını korumamız lazım. Bunlar gerçekleşirse ver elini play-off'lar. Tabii 9 grupta, grubunu 2'nci olarak tamamlayan en iyi 8 takım arasında olmamız lazım. 
( Özetleyelim derken karikatüre döndürdük işi yine :) )

Önce Estonya

Estonya'yı Saracoğlu'nda oynadığımız maçta 3-0 gibi net bir skorla rahat yenmiştik. Kendi evinde enteresan sonuçlar alabilen bir takım Estonya. Hollanda ile son dakikada penaltıdan yediği golle berabere kalan, Macaristan ve Romanya maçlarında etkin bir futbol sergileyen ve evinde sadece Andorra'yı yenebilmiş bir takım. Fakat son maçtaki moralle takımımız bu maçın üstesinden gelip umutları son maça taşıyacağı kanaatindeyim. Ee tabi sadece bizim galip gelmemiz değil Hollanda-Macaristan maçından gelecek haberleri de bekleyeceğiz. Çünkü Macaristan, Hollanda deplasmanından 3 puanı aldığı anda son maçı Andorra'yla kendi evinde olduğu için %99,9 ihtimalle playofflara katılmaya hak kazanacak. Fakat Hollanda kendi seyircisi önünde kaybetmezse işte o zaman direksiyona biz geçeriz.

Final Hollanda Maçı

Direksiyona geçtiğimiz anda Saracoğlu'ndaki Hollanda maçı tam bir final maçı olur. Final maçlarını iyi oynayan bir takıma ve teknik direktöre sahipken playoffları kaçıracağımızı düşünmüyorum. Ne yapıp edip burada galip gelip yolumuza devam ederiz. Ama galip gelmek şart. Çünkü Macaristan Andorra ile oynuyor.

Senaryo

Kafamdaki senaryo şu şekilde;

Macaristan'ın Hollanda'yı yenemeyeceğini düşünüyorum. Bu sebeptendir ki Estonya deplasmanında galip gelip final maçında ne yapıp edip Hollanda'yı yenip yolumuza devam ederiz.

Tabii Romanya faktörü de var işin içinde. Her iki maçımızı da 1-0 kazandığımızı düşünürsek şu anda 6 olan averaj farkını 8'e çıkarmış oluruz. Yani Romanya'nın en iyi ihtimalle son iki maç yemeden en az 9 gol atması lazım. Andorra deplasmanı ve Estonya maçlarından bu hedefe ulaşabileceğini düşünmüyorum Romanya'nın. Çünkü Andorra'nın sahası çok engebeli ve futbol oynamaya pek müsait bir zemin değil. O zeminde 5-6 gollü bir fark yakalayamaz Romanya. Eğer averajlarımız eşit olursa 1-0 kaybettiğimiz ilk maçın rövanşında 2-0 kazandığımız için ikili averaja üstünlük bizde.

Yani Fatih Terim'in olduğu yerde her zaman bir umut vardır ve o umudumuz giderek büyüyor.

Gerisi Allah Kerim,

Fatih Terim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder