Uzun yıllardır ilk defa olaysız bir derbi izledik dün gece. Kırmızı kartın/kartların olmadığı, futbolcuların birbirlerinin boğazını sıkmadığı ve tansiyonun her zamankinden çok daha düşük derbi. Her ne kadar pozisyon zenginliği olmasa da kontrollü iki takımın mücadelesini izledik. Her iki takım da pozisyon vermedi. Bu biz izleyiciler için her ne kadar keyifsiz bir durum olsa da takımlar açısında iyiye işaret. Ama derbi heyecanını hissedemedik amenna.
Maç öncesi Muslera'nın eksikliğini Sneijder'in yokluğundan daha fazla önemsiyordum açıkçası. Fakat dün akşam görüldü ki Muslera'yı değil Sneijder'i aradık. Sneijder'in yokluğunda oyuncu tercihini Ceyhun'dan yana kullanan İtalyan, çift ön liberolu bir dizilişle sahaya çıktı. Maç öncesi yazımda tahmin ettiğim kadro sahaya çıktı. Çünkü Mancini'nin planı rakibi kalabalık orta saha ile önce durdurmak sonrasında ise yapacağı hamlelerle maçı kazanmaktı. Ama şu bir gerçek ki Sneijder yoksa Burak'ın solda olması hücumdaki zenginliği düşürüyor. Hep söylediğim gibi durumdan vazife çıkartmayı sevmiyorum ama sanırım Sneijder yoksa ve eğer Burak'la oynanacaksa 4-4-2 oynamak daha mantıklı gibi geliyor bana.
Skora İsyan Eden Oyuncu Yok
Maçın geneline bakıldığında tıpkı Kopenhag maçındaki gibi ruhsuz takım gördüm sahada. Maçın skoruna isyan eden bir oyuncu yoktu. Fatih Terim döneminde 2-0 geriden gelip 2-2'yi yakaladığımız maçı hatırlayın. Maçı çevirmek için yüklenen, saldıran bir takım vardı. Nitekim 2-2'yi yakalayım Baros'un son dakikada direkten dönen topuyla berabere bitmişti maç. Ama dün gece o ruhu göremedim sahada.
Bu tip büyük maçlarda etkisini gösteren Drogba da dün gece ruhunu kaybetmiş bir şekilde sahadaydı. Keza Burak ve Bruma'nın etkisiz görüntüleri pozisyon üretmemizde sıkıntılar yaşanmasına neden oldu. Yanlış anlaşılmasın sadece bu üç oyuncu böyleydi bu yüzden kazanamadık demiyorum. Ama bu tip maçlarda umut bağladığınız, bir şeyler yapmasını beklediğiniz oyuncular olduğu için ön plana çıkıyorlar. Yoksa takımın geneli ne oyuna, ne de skora reaksiyon gösteren, isyan eden bir görünümde değildi. Mağlubiyetin temel sebebi de bu olsa gerek.
Penaltı Öyle Atılmaz
Kimse kusura bakmasın ama öyle penaltı atılmaz. Zaten Melo'nun takımın penaltıcılığından acilen istifa etmesi lazım. Her ne kadar kaybedilmiş bir maçın son dakikası da olsa o topu içeri atacaksın arkadaş. Cluj maçında da penaltı kaçırmıştı Melo ve maçın kırılma anı olmuştu o dakika. En azında Burak atsa 100'üncü golünü atmış olacaktı. En azından bir anlamı olurdu. Yine söylüyorum acilen penaltıcımızın değişmesi lazım. Bu Selçuk olur, Drogba olur, Sneijder olur ama Melo olmaz.
Mancini'nin Şablonu
Mancini'nin kafasındaki şablonu ısrarla oynatmaya çalışıyor fakat eldeki oyuncularla bu pek mümkün gibi görünmüyor. Ligde bir çok takıma bu şablonu oynayıp galip gelebilirsiniz ama kritik maçlarda bu şablon verimli olmuyor maalesef. İtalyan teknik adam sezon öncesinde gelmiş olsaydı bu şablona uygun transferler yaparak uygulayabilirdi fakat dere geçerken at değiştirilmez sözü bir kez daha doğruluğunu kanıtlıyor. Devre arasına kadar en az kayıpla gidip takviyelerle istenilen seviyeye ulaşabileceğimiz kanaatindeyim. Tabi bunun için bir çok unsurun bir araya gelip uyum sağlaması lazım. Diğer yandan da Mancini sürekli olarak defansif anlamda sıkıntılar yaşadığından dem vuruyor. Evet her maç gol yiyoruz maalesef fakat savunmadan önce hücumda yeterli değiliz. Bence savunmadan önce hücuma ağırlık vermekte fayda var.
Liderle fark 9 puana çıktı. Lig maratonunun daha üçte biri tamamlandı. Telafisi elbet olur fakat her kayıptan sonra "lig uzun maraton, arayı kapatacağımızı düşünüyoruz" söylemleri artık bayatlamaya başladı. Kapatılır kapatılmasına ama o ışığı maalesef göremiyorum ben. Bunu yalnızca derbi maçı için söylemiyorum, takım Kopenhag maçından beri böyle ve bu şekilde bir şeyleri kazanmak çok kolay değil.
Diğer husus ise Baroni'nin Galatasaray formasını şortuna sokması. Formanın Galatasaray forması olmasını geçtim o formanın üzerinde Türk Bayrağı var. Birinin bunu Baroni'ye bir şekilde anlatması lazım. Sonrası kendi kişiliğine kalmış.
Ayıp Oldu...
Maç sonundaki 2 hususa da değinmeden geçmek istemiyorum. Bu kadar olaysız ve art niyetsiz geçen bir maçın sonunda rakip futbolcuların saha ortasına geçip tribünlerle birlikte küfür içeren tezahürat yapmaları yakışmadı. Tribündeki taraftarlar yapar doğaldır. Ama buna futbolcuların eşlik etmesi kabul edilir değil maalesef. Bu davranışı destekleyen varsa eğer bunu son 2 sezonda Fenerbahçe'ye karşı kazandığımız 4 kupa şampiyonluğuna bağlarım. Belki de futbolcuların bu davranışı, 2 senenin hazımsızlığını kusmalarıdır.Diğer husus ise Baroni'nin Galatasaray formasını şortuna sokması. Formanın Galatasaray forması olmasını geçtim o formanın üzerinde Türk Bayrağı var. Birinin bunu Baroni'ye bir şekilde anlatması lazım. Sonrası kendi kişiliğine kalmış.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder