Yine 3 puanı kapabildiğimize şükredeceğimiz bir maçı geride bıraktık. Dün akşam sahada maalesef bırakın iyi oyunu, vasat bir oyun dahi yoktu. Ritmini bulamayan bir Galatasaray dakikalar geçtikçe toparlanmak yerine daha da şuursuzca oynamaya ve adeta rakibe gel beni yen demeye başlamıştı. Allah'tan soyunma odasına 1-0 mağlup girmedik yoksa işler daha farklı yerlere gidebilirdi.
Bu kötü oyuna rağmen pozisyon üretmeyi başardık. Gollerin dışında Selçuk'un harika bir şutu, ikinci yarıda kale önünde Burak'ın yetişemediği bir top ve yine Burak'ın boş pozisyonda kalecinin üzerine vurduğu bir kafa vuruşu bir de Chedjou'nun direkten dönen topu var.
İleride bu pozisyonları üretirken rakip de yaptığı muazzam pres, alan daraltma ve adam adama markajla defans oyuncularımızın topu çıkartmalarına engel oluyordu. Nitekim topu bir türlü ileri taşıyamayan defansımız tek çareyi kaleye attığı geri paslarda buluyor ve Muslera kendisine gelen bu pasları kullanmadaki tercihleri başarısız olunca 2 net pozisyon verdik 1 tanesi gol oldu. Defansımızın arkasına atılan toplarda da büyük sıkıntı yaşadığımız maçta karşı karşıya pozisyonda müdahalesiyle savuşturduğumuz atakla kendini affettirdi Muslera.
Konyaspor'un presi ve adam adama markajı muazzamdı. Ne oyun kurabildik, ne reaksiyon gösterebildik. Yaptığımız top kayıpları perşembe günü oynadığımız basket maçını hatırlattı bana. Başta da dediğim gibi ilk yarının uzatma dakikalarının sonunda Drogba'nın klasikleşen darbeli kafa vuruşuyla bulduğumuz golle soyunma odasına gitmek ibreyi bir anda bize çevirdi. Fakat bu golden önce Umut'un sağ kanattan yaptığı koşuyla bindirmesi, Eboue'nin pas şiddetine alkış gerekli. Haklarını teslim etmek lazım.
Aydın Yılmaz ise enteresan bir sezon geçiriyor. Tam gitti derken son anda takıma geri döndü ve yine bir Konyaspor maçında maçı kurtaran adam oldu desek yeridir. ( 2006 yılında yine Konyaspor maçında fakat bu kez deplasmanda son dakikada attığı golle maçı kazandırmıştı. ) Attığı ara pası ve Burak'ın kontrolü, kaleciye çalımı ve topu filelere bırakması kusursuzdu. Açıkçası kaleciyi geçtikten sonra Burak'ın topu ayağına dolayacağını ya da dışarı atacağını yahut çizgiden defansın çıkaracağını da düşünmedim değil. Malum bu sezon pek bir kısmetsiz Burak.
Emre Çolak ise inişli çıkışlı performansına devam ediyor. Eline geçirdiği şansları geçen sezondan beri değerlendiremiyor maalesef. Dün akşam da bildiğimiz ve beklediğimiz Emre Çolak'tan çok uzak bir oyun sergiledi. Pas tercihleri, topu ezmesi vs. Evet takım olarak kötüydük ama sahada bulunanlarda en çok sırıtanlar arasındaydı Emre.
Sözün özü bu oyun takıma ve Galatasaray adına yakışmadı. Kopenhag bu maçı baz alırsa salı günü oynayacağımız maçta presle bize boğabileceğini düşünüyorum. Ama Mancini de toy değil elbet bir düşüncesi vardır.
Son olarak Sneijder'in talihsiz sakatlığından dem vurmak isterim. Çünkü bu adamın haftaiçindeki durumu malum. Riske etmek çok anlamsızdı kanımca. Elimizde Bruma varken Sneijder'i kenarda tutmak akıllıca olurdu. Evet biraz durumdan vazife çıkarmış gibi oluyorum ama bu öngörüleri yapmakta fayda var. Umarım salı günü takımı yalnız bırakmaz Sneijder.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder