20 Kasım 2013 Çarşamba

Reçete...


Şampiyonlar Ligi ve Türkiye Ligi'ndeki gidişattan pek memnun olduğumuz söylenmez. Hal böyle olunca kimileri Mancini'ye zaman lazım derken, kimileri de eleştirilere devam ediyor. Herkes kendine göre reçeteler yazıyor ve bu buhrandan çıkış yollarını bulmaya çalışıyor. Ben de kendimce bazı noktalara değinmeye kendi reçetemi yazmaya çalışacağım.

Önce Ruh

Takımın öncelikle eski ruhunu geri kazanması lazım. Kazanma isteğinin ve özgüvenin yukarı çekilmesi lazım ki daha istekli ve daha arzulu bir takım olmaya başarabilelim. Yine aynı örneği vereceğim ama inanın içime sindiremiyorum Kopenhag ve Fenerbahçe maçlarındaki kabullenilmiş oyunları.

Yerli Takviyesi

Belki de son zamanlarda en iyi kurtuluş yolu gibi gözüken yerli oyuncu takviyesi ligde elimizi daha da güçlendireceğe benziyor. Gerçi kağıt üstüne bakıldığında takımdaki isimler hiçte yabana atılacak cinsten değil fakat form düzeyleri oldukça düşük ve istikrarsız. Herkes 2 sezon önceki Emre Çolak ve Engin Baytar'ı mumla arıyor. Keza Selçuk ve Burak'taki düşüşte bugünlere gelmemizdeki etmenlerin başında geliyor. Tabi bu yerli oyuncu transferi hamlesi ne kadar olumlu sonuç verir bilinmez. Çünkü Yekta, Yiğit, Sercan gibi isimler de en formda zamanlarında takıma hatrı sayılır bonservis bedelleriyle katıldılar fakat beklentileri maalesef karşılayamadılar.

Orijinal Sol Bek

Takımın tamamına bakıldığında orijinal sol bek olarak sadece Hakan Balta var. O da istikrarsız. Bir sakat, bir oyunda, bir iyi, bir kötü. Alternatifi Terim zamanında Riera idi şimdi Dany, Eboue vs. Rakip bu zaafımızı bildiği için sürekli o kanadı kullanıyor hücum ederken. Ne savunabiliyoruz o kanattan ne de hücum edebiliyoruz. 2 senedir en büyük sorun olan o bölgeye bir türlü çözüm üretilemedi. O bölgeye nokta transfer, sol bek gibi bir sol bek şart oğlu şart.

1-0 Olsun Bizim Olsun

Takımın kurtuluşu ara transferde alınacak oyunculara bağlı gibi duruyor. Mancini oyun sistemine göre bazı transferler yapacak elbette ama o döneme kadar oynayacağımız her maçtan asgari zararla çıkmamız lazım. Hatta "1-0 olsun bizim olsun" düşüncesiyle hanemize yazılacak 3 puanlar bile altın değerinde şu dönemde. Her ne kadar Fatih Terim'in yenilsek de iyi oynadık mantığını benimsemiş olsak da İtalyan teknik adam haticeye değil neticeye baktığından dolayı alınan 3 puanların önemi çok daha fazla.

Biraz da Hücum

Mancini geldiğinden bu yana her ne kadar iyi futbol sergilemiyor (Arena'daki Kopenhag maçının ilk yarısı hariç) olsak da ve hatta hemen her maç kalemizde gol görüyor olsak da takımın savunma bilincinde olumlu ilerlemeler görüyorum ben. Özellikle yan toplarda (korner ve serbest atışlarda) hava hakimiyetimiz çok daha iyi geliyor bana. Yediğimiz gollere maalesef kişisel hatalar veya çok geriye yaslanmamız sebebiyet veriyor. Ama dediğim gibi takım olarak savunma yapma konusunda yol katettik. İşte bunu biraz da hücuma yansıtmamız lazım. Savunma da ne kadar yol katettiysek hücumda da aynı derecede geriledik. Neredeyse pozisyona giremeyecek hale geldik. Buna bir an önce çözüm bulunması gerek yada girdiğimizi kaçırmamalıyız. 

İşte benim tespit ettiğim ve bu hamlelerin yapılması halinde yol alabileceğimizi düşündüğüm başlıklar bu şekilde. Elbette teknik heyet etraflıca düşünüp bir çok plan yapmıştır. Elbette elleri kolları bağlı öylece olacakları bekliyor değiller fakat bizler alışılmışın çok dışında bir Galatasaray'ı sahada izleyince pek kabullenemiyoruz bu durumu.

Her ne kadar kabullenebilenler olsa da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder