28 Kasım 2013 Perşembe

İnanmamışlar...


Şampiyonlar Ligi grup kuraları çekilip takımlar belli olduğunda rakiplerimizin yanına alabileceğimiz puanları yazarken Real Madrid deplasmanına 0 (sıfır) yazmıştık. Yani zaten bu maçtan beklentiler taa o günlerde belliydi. Hedef içerideki son maç olan Juventus'u yenip üst tura çıkmaktı. Hala hedefimizden şaşmış değiliz.

Fakat Ronaldo sakat, 3-4 as oyuncusu kenarda maça başlayan rakip 26.dakikada 10 kişi kalıyor. Hem de Ramos atılıyor. İşte tam da bu anda ben umutlandım puan alacağımız konusunda. Çünkü hepimiz biliyoruz ki alışılmış Galatasaray bu duruma vereceği reaksiyonla maçı aleyhine çevirir. Ama olmadı. Yine isteksiz, yenilgiyi kabullenen bir oyun anlayışıyla mağlup döndük Madrid'ten. 

Mancini her zaman olduğu gibi bizi yine şaşırtıp farklı bir 11 tercihinde bulunmuş. Muslera'nın yokluğunda kalede Eray, defansın göbeğinde Chedjou-Gökhan, beklerde ise Eboue-Dany ikilisi oynarken Melo-Selçuk ikilisi yine orta alanın göbeğindeki isimlerdi. Kanatlarda sürekli suretle kullandığı Bruma'yı yine sahaya sürerken diğer kanatta uzun bir aradan sonra Amrabat'ın olması şaşkınlık yarattı. Diğer bir şaşkınlık ise Burak'ın kesik yemesi ve Drogba'nın partnerinin Umut oluşuydu. 

Yediğimiz gollerde Eray'ın hatası yok denemez ama bu yükü onun omuzlarına da bindirmek doğru olmaz. Neticede bu tip maçlara hep yedek kulübesinde 90 dakika oturarak çıkmış bir kaleciden harikalar yaratmasını beklemek abesle iştigal olur. Tabi bu performasında önündeki savunmanın bir hayli savruk ve ne yaptığını bilmez bir düzende oynamasının da etkisi büyük. Maalesef Ujfa-Semih ikilisinden sonra defansı bir türlü toparlayamadık.

Mücadele anlamında beklentilerin çok ötesinde bir takım izledik dün akşam. Rakibin 10 kişi kalması futbolcularımıza ekstra motivasyon sağlamamış olacak ki maçın hakimiyetini bir türlü sağlayamadık. Oyuna zaman zaman ortak olsak da üstünlüğü ele geçirip direksiyona geçemedik. Kısacası sahada maçı kazanmaya yönelik bir oyun planımız yoktu. Bütün planlar oyunu tutup, 1 puanı çıkartmak üzerineydi. Bunda sorumlu tutabileceğim tek kişi Mancini. Sonrasında ise futbolcuların her zaman söylediğim gibi skora isyan etmemeleri.

Tüm bunların dışında Selçuk ve Umut'u kutlamadan geçmek olmaz. Her ikisi de elinden geleni yaptılar, sivrildiler fakat takımdan destek gelmeyince onlar da çaresiz kaldılar. Umut'un ilk 11'de sahaya çıkması her ne kadar sürpriz olsa da oyunda olduğu her dakika yaptığı pres, orta sahaya yardımlarından ötürü isabetli bir karar. Selçuk ise hücumdan çok savunmaya yardım etti dün gece. Yediğimiz her golde mutlaka Selçuk'un müdahale etmeye çalıştığını göreceksiniz. Ama yaratıcılık beklediğimiz oyuncumuzdan savunmada da etkili olmasını beklememiz çok da doğru olmaz.

Netice itibariyle özellikle rakip 10 kişi kaldıktan sonra maçı lehimize çevirebileceğimizi düşündük ama olmadı. Üstüne yediğimiz goller yakışmadı. Bu takımla bir üst tura çıkmak ne kadar yararlı olur bilemiyor. Her ne kadar devre arasında transfer yapacağız desek de gelecek oyuncuların ilk günden katkı sağlamasını bekleyemeyiz elbette. O sebeptendir ki Avrupa Ligi'nden devam etmek bizim için daha hayırlı olacak. Tabi bu da yine son hafta oynanacak maçlar sonunda belli olacak. 

Kopenhag bir sürpriz yapar mı bilinmez ama Arena'da Juventus maçını bu takım kolay kazanamaz fakat taraftar kazandırabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder