3-0'ın rövanşında sahaya çıkacak 11'i aşağı yukarı herkes tahmin edebiliyordu. Dany'nin yokluğunda Gökhan Zan ve gol makinemiz Burak'ın yokluğunda ise Drogba'nın partneri olarak Umut Bulut olacaktır düşüncesine hakimdi herkes. Nitekim de öyle oldu. Fatih Hoca bir çok futbolseverin aklındaki 11'i sahaya sürdü.
Maça beklenenin aksine kontrollü başladı iki takımda. Yani saldırarak başlayacağını beklediğimiz takımımız kontrollü bir şekilde hücumu seçmiş. Karşınızda topu kaptığı anda 2-3 topta tehlike yaratabilen ve hızlı atak organizasyonlarını mükemmel oynayan bir ekip varken kontrollü başlamak gayet doğal bir davranış. Belki de
en yumuşak karnımız olan ve orijinal bir bek olmayan Riera'nın kanadı olan sol kanattan gelen atakla golü kalemizde gördük. Kafamızdaki erken gol bulma beklentisini bizim yerimize rakip takım gerçekleştirince takımın ve taraftarın coşkusunda kırılma oldu. Özellikle ilk yarıda yapılan pas hataları, oyun kuramama ve Real Madrid'in sahayı çok iyi parsellemesi, harika adam paylaşımı ve yaptığı pres oyun planımızın aksamasına neden oldu. Gol bulamadan soyunma odasına girmek ve taraftarlardaki "bitse de gitsek" durumu iyice can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.
Fitili Ateşleyen Gol
İlk yarıda pek varlık gösteremeyen ve yaptığı pas hatalarıyla takıma faydadan çok zarar veren Hamit Altıntop ikinci yarıda yerini Amrabat'a bıraktı. Sağ kulvarı Eboue'nin iyi kullanması, Amrabat'ın girişiyle sol kanadında işlemeye başlaması ve Sneijder'in forvet arkasında serbest oynamaya başlamasıyla hücuma genişlik kazandıran Fatih Hoca bu hamlesinin meyvesini ikinci yarının ilk 15 dakikasında aldı. Sneijder'in yediğimiz golün benzeri şeklinde ceza sahasına girip topu dışarı çıkartması ve Eboue'nin pozisyonu müthiş takibinin sonunda harika bir vuruş yapmasıyla, top adeta 90'daki örümcek ağlarını temizledi. İşte bu golden sonra taraftarda silkelenip müthiş desteğine yeniden başladı.
Sneijder'e Yakışmayan Vuruş
Golü bulduktan sonra taraftarının da desteğini arkasına alan takımımız yüklenmeye devam ettikçe rakip futbolcuları hataya zorlamaya başladı. Bu zorlamanın sonucunda yapılan hata sonucu topu bir anda altıpasta önünde bulan Sneijder kendine yakışmayacak bir vuruşla topu dışarı atması Güiza'nın kulaklarını çınlatmamıza neden oldu. Bu golü yapmış olsa belki maç bambaşka bir hal alacaktı. Ama kaçırdığı bu golden sonra Umut'un yerine oyuna giren Sabri'den aldığı pasla rakip defansa müthiş bir bacak arası atıp ceza sahasına dalan Sneijder golü atarak kendini bir anlamda affettirmiş oldu.Efsane Drogba'nın Dönüşü
Sneijder'in harika golünden yalnızca 70 saniye sonra bu sefer sahneye Mersin İdman Yurdu maçını tek başına kazanan Drogba çıktı. Amrabat'ın sağdan çıkarttığı topa, topuğuyla yaptığı vuruşla Eboue ve Sneijder'den sonra bir güzel gol de Drogba bırakıyordu Real Madrid ağlarına. Galatasaray'a gelmesindeki en büyük nedenlerden biri olarak gösterdiği Şampiyonlar Liginde 40.golünü atmış oldu. Bu arada Drogba Şampiyonlar Ligindeki ilk golünü de Real Madrid'e atmıştı.
Mucizeye Ramak Kala
Skor 3-1'e geldiğinde çılgına dönen taraftarlar ahlar vahlar içinde ilk maçtaki hakemin vermediği penaltıya yanarken, bir yandan da 7. dakikada yediğimiz gole üzülüyordu. Diğer yandan da takıma desteğini sürdürüyordu. Çünkü daha 20 dakika vardı ve 2 gol atabileceğimize o an statta bulunan herkesin inancı büyüktü. Elmander'i de oyuna süren Fatih Hoca tamamen 2 gol atmaya kilitlenmişti. Tıpkı bizler gibi. Ama 3.golü yedikten sonra Real Madrid vitesi yükseltmeye çalışsa da takımımız buna izin vermedi. Adeta şaşkına dönen Madridli futbolcular daha da sert oynamaya başladılar. İşte bu bölümde kazanmış olduğumuz duran topları ve kornerleri etkili kullanabilmiş olsaydık belki de biz mucizeyi gerçekleştirirken Real Madrid dramtik bir sonla turnuvaya veda edecekti. Ama biz 4.golü ararken Real Madrid en iyi yaptığı şeyi yani hızlı hücuma çıkarak Ronaldo'yla 2.golü atarak maçın sonucunu tayin etmiş oldu.
3-2 galip gelerek elenmemize rağmen özellikle 2.yarıda oynan oyundan memnun olan bir taraftar, maçı 3-1 getirince defansa takviye almak zorunda kalan bir Mourinho ve karşınızda dünyanın en iyi takımlarından biri olan Real Madrid maçında tribünlerden yükselen dört, dört, dört sesleri.
İşte bunların hepsi Galatasaray'ın nasıl oynadığının en açık göstergesi.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder