Nereden başlamalı nasıl anlatmalı bu maçı bilemiyorum. Neresinden tutsanız elinizde kalacak ve 90 dakikada her şeyin gerçekleştiği bir karşılaşma oldu Mersin İdman Yurdu maçı. Maç öncesi yazdığım yazıda artıları eksileri teraziye koyduğumuzda maçı kazanan tarafın %90 biz olacağını ama Mersin İdman Yurdu yabana atılacak ve hafife alınacak bir takım olmadığından bahsetmiştim. Ama tabi hiçbir zaman yan etkenleri işin içine katmamıştım. Kim böyle bir gecenin yaşanacağını önceden kestirebilirdi ki zaten. Orduspor maçında yaşadıklarımız bugünlere sinyal çakıyormuş meğer haberimiz yokmuş.
Fatih Hoca, beklenilenin aksine farkı bir kadroyla çıktı maça. Eboue ve Semih'i kulübeye çekip, Gökhan ve Sabri'yle maça başladık. Yekta'nın oynamasını beklerken Emre Çolak ilk 11'de kendine yer buldu. Gerisi bilinen kadro. Yani aslında klasik 4-4-2'yle başladık. Maç öncesinde kadroyu gören herkeste homurdanmalar başlamıştı. Kimileri oynayanlardan, kimileri kenarda oturtulanlardan şikayet ededursun hakem ilk düdüğü çaldı.
Emre Çolak'ı Tanıyamadım

Geçen sezon harikalar yaratan, kaptığı formayı bırakmayan ve formanın hakkını sonuna kadar veren, bu sezon kadronun genişlemesiyle kendine sürekli forma şansı bulamayan Emre Çolak maça o kadar kötü başladı ki çok basit hatalar, top kayıpları ve pas hatalarıyla izleyenleri adeta çileden çıkardı. Bu haliyle Emre Çolak'ı tanıyamadım doğrusu. O bildiğimiz yetenekli, top hakimiyeti yüksek, adam eksilten, oyunu yönlendiren Emre Çolak'tan eser yoktu. Futbolcuların elbette kötü günleri olacaktır ve eminim Emre Çolak'ın en kötü günü bugündü. İlerleyen zamanda alışmış olduğumuz Emre'yi izlemeye devam edeceğiz.
Kötü Goller Yemeye Alışkanlığı
Sezon başından beri yediğimiz kötü gollere dün gece bir yenisini daha ekledik. Muslera'ya gelen ortayı araya girerek yaptığı kafa vuruşuyla rakibe adeta pas veren Gökhan Zan daha 3'üncü dakika takımı yenik duruma düşürdü ve Real Madrid maçı öncesi kafalarda soru işareti bıraktı. Ujfalusi'nin yokluğunda istikrarsız bir görüntü çizen defans hattımız geçen seneyi mumla aratır oldu. Ş.Ligi'nden Sonra Ligde de Hakem Rezaleti
Real Madrid maçında yaşadığımız hakem rezaletini bu kez de lig maçında yaşadık. Önce, bence ikili mücadele olan bir pozisyonda Dany'i kırmızı kartla oyundan attı ve belki de fitili ateşledi. Hemen 10 dakika sonra kararlara sinirlenen ve topu yere vurdu diye Fatih Hocayı tribüne yolladı. Hakaret, küfür, el kol hareketi yok dikkat edin. Sadece topu yere vurdu diye hadi bakalım tribüne. Sonra Fatih Hoca çileden çıktı ve gerisi malum. İkinci yarıda da yan hakeme kızan Hasan Şaş'ı ve hala kimsenin anlayamadığı bir sebeple Ümit Davala'yı da tribüne yolladı Süleyman Abay. Maç boyunca tutarsız kararlar verip ve artniyetli bir şekilde maç yönettiğini savunuyorum ısrarla. Çifte standart uyguladığını da söylemeden geçemeyeceğim. Nasıl mı?
- Mersin İdman Yurdu 1-0 öndeyken yavaş hareketler yapan kaleciye göz yumdu ama biz öne geçtiğimizde Muslera'yı uyarmaktan çekinmedi.
- Düdük çaldıktan sonra topa vuran Hamit'e sarı kart gösterirken yine aynı şekilde düdükten sonra topa vuran rakip oyuncuya kart göstermedi.
- Topu yere vurdu diye Fatih Hoca'yı tribüne göndermesine rağmen, aynı hareketi yapan ve sözüm ona "arkadaşına sinirlenip hareketi bana yapmadı" savunmasıyla rakip oyuncuya sarı kart gösteremedi.
Ayrıca, kart göstereceği oyuncuya kartı hemen göstermeyip bekleyen ve futbolcuların başına toplanmasını, itiraz etmelerini bekleyerek ve uzun bir bekleyişten sonra kartını çıkarıp göstermesi, zaten gergin olan ortamı daha da germesine sebep oldu. Fatih Hoca'nın da belirttiği gibi, kendilerine ayrılan çizgiyi o andaki adrenalinle 1 adım dahi geçmeleri takdirde dördüncü hakemin devamlı suretle teknik direktörlerin başına gelmesi ise başından beri anlamadığım bir konu. Çok güzel söyledi zaten hoca "kulübe bekçileri" diye. Hay ağzına sağlık.
Geri Dönüşün Böylesi
İlk yarıyı Burak'ın bir kafa vuruşu ve bir de frikiğinin direkte patlamasıyla kapatmıştık. İkinci yarıya kötü oynayan Emre Çolak ve Sneijder'i oyundan alarak ve Semih ve Amrabat'ı oyuna sürerek başladık. İlk başta Sneijder çıkmaz desek de aslında yerinde bir değişiklik oldu. Çünkü Amrabat gibi bir oyuncuya çok ihtiyaç vardı. Nitekim takımı ileri taşıyan, topu ileri taşıyan ve adam eksilten özelliklerini çok iyi kullandı Amrabat. Sürekli suretle kadroda kendine yer bulamaması formunu olumsuz yönde etkilese de son maçta beklentilere tam anlamıyla cevap verdi diyebiliriz. Ama sarı kart görmesi haftaya cezalı duruma düşmesine neden oldu.
Takımlar sahaya çıktığından başlama düdüğü çalmadan seyirciler bütün takımı tribünlere çağırarak "son düdüğe kadar arkanızdayız" mesajı verdi ve taraftarıyla bütünleşen takım beklendiği üzere başlama vuruşuyla saldırmaya ve gol bulmaya çalıştı. Dakikalar ilerledikçe pozisyonlar üretiyorduk fakat gol bulamamak ve zamanın daralması takımı strese itmeye başladı. Kolay değil. 1-0 mağlupsun, teknik ekip tribüne gönderilmiş ve 10 kişi oynuyorsun. İşte bu dakikalarda geldiğinde "çok yaşlı" denilen Drogba aldı sazı eline. Nasıl bir mücadele, nasıl bir top kapma ve kaybetmeme savaşı veriyor inanmak mümkün değil. Penaltı pozisyonundan önce yine bir tekme yedi ama ayakta kaldı ve ceza sahası içine girdi Drogba. Ama defans oyuncusu o kadar dengesiz geldi ki üzerine bir anda kendini yerde buluverdi. Penaltıyı kullanmak için Melo topun başına geldiğinde bir anda Cluj maçı geliverdi aklıma. Ya kaçırırsa dedim içimden ve kaleye arkamı döndüm bakamadım vuruşa. Penaltının gol olması bu sezon ki ilk gol olarak Melo'nun da hanesine işlendi. Sonrasında ise golü bulmanın moraliyle yüklenmeye, pozisyonlar bulmaya ve hatta kaçırmaya devam ettik. Ta ki o şans golüne kadar. Drogba'nın ayağına çarpan top neredeyse 20 metre yüksekten kaleciyle üst direğin kesiştiği yerden öyle bir girdi ki kale gol olduğunu ancak 3-4 saniye sonra anlayabildik. Evet şans golü. Hani Orduspor maçında Muslera'nın degajında Selçuk'un baldırına çarpıp kalemize gol olan o şans golü var ya heh işte onun telafisiydi bu golde. Allah'ın adaleti vardır diye boşa demiyoruz. Son gol de ise Hamit topu öyle bir yere kesti ki Drogba'nın o topu dışarı atması ne ismine ne de kariyerine yakışırdı. Çekti fişi kopardı maçı. Haykıra haykıra Drogba diye bağırdı tribünler. Ama yaşlı yaşlı bu adam.
Maç sonunda Sabri oğlunu aldı kucağına, geçti orta noktaya üçlü çektirdi Cimbom'a. Değmeyin keyfimize.
Şu Frikiklere Bir Çare
Şu frikik konusuna değinmeden edemeyeceğim. Şu takımın frikikçisi belirlenmeli artık. Hatta ve hatta Selçuk sahadaysa o kullanmak istemezse diğerinin topun başına geçmesi lazım. Tamam Drogba geçmişte attığı frikik golleri küçümsenecek değil. Ama Türkiye'ye geldiğinden beri kullandığı frikiklerde bir tek Mersin İdman Yurdu maçında kaleyi bulabildi. Diğerleri hep dışarıya. Sneijder doğru düzgün topun başına geçemedi bile. Selçuk topu eline bile alamıyor neredeyse. Son maçta sahada Sneijder gibi bir adam varken frikiği Burak'ın kullanmasına anlam veremedim. Topu direkten dönmüş olabilir ama diğer tarafta da kendini Avrupa'da kanıtlamış Sneijder var. Bu konuya bence acilen bir çare bulunmalı. Zira Selçuk'a çok büyük haksızlık edildiği kanaatindeyim.
Kazanırken Kaybetmek
Şampiyonluk yolunda artık her maç final havasındayken 10 kişi 1-0'dan 3-1 maçı kazanmak büyük olay. Maçı kazandık ama Fatih Hoca bu sezon daha kulübe görebilir mi emin değilim. Hasan Şaş'ta sağlam ceza alır kanaatindeyim. Ümit Davala az cezayla yırtar ve takımın başına geçer. Ama Fatih Hoca'nın olmayışı bize 5 puan kaybettirmişti bu son olaydan sonra sezon sonuna kadar çok fazla zorlanacağımız aşikar.
Mersin İdman Yurdu Teknik Direktörü Hakan Kutlu, belki de en doğru cümleyi "Galatasaray bugün 1 maç kazandı ama çok şey kaybetti" diyerek kurdu.
Dün gecenin özetini Twitter'daki MirayOzblk1905 kullanıcı adlı kişi çok güzel yapmış.
"Masörü takımı yönetir. Futbolcusu penaltı kurtarır, kalecisi gol atar. Bu Galatasaray. DURDURAMAZSINIZ"



Maç için söylenecek çok şey var. Zaten çoğunu herkes yazdığı yazılarda söylemiş. Eksik kalan yerlerde birbirlerini tamamlıyor. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim : Drogba çok büyük oyuncu ..
YanıtlaSilEvet o kadar çok şey var ki yazı boyunca Melo'nun ve Muslera'nın müthiş performansına değinmemişim bile. Hakemin basiretsiz yönetimi yüzünden iyi şeyleri de yazamaz oldum maalesef. Ama dediğin gibi Drogba gerçekten de çok büyük bir futbolcu...
Sil