Kritik bir virajı daha kayıpsız dönmenin rahatlığı var herkesin üzerinde. Nasıl olmasın? Zor geçeceğini yazmıştım bir önceki yazımda. Nitekim ki de öyle oldu. Son 3 maçınından galibiyetle ayrılan aslanlar, dünkü galibiyetle birlikte seriyi 4 maça çıkartmış oldular. Şampiyonluk yolunda son 5 maç artık. Fenerbahçe deplasmanını saymazsak bir tek Gaziantep deplasmanımız kaldı. 3 maçımız da Arena'da. Bu avantajı kullanabilirsek şampiyonluk daha yakın.
Ne yalan söyleyeyim Karabük deplasmanından çekiniyordum. Hele ki hesapta olmayan bir yüksek performansla oynanan Mersin İdman Yurdu maçı ve hemen akabinde yine son dakikalarına kadar efor sarfedilen bir Real Madrid maçı sonrasında yorgunluk belirtilerinin görülebileceğini düşündüğüm bir maçtı aslında.
1-0 Olsun Bizim Olsun
Karabükspor'un büyük takımlara karşı sergilediği performansı da göz önüne alırsak zor bir maç olacağı sinyallerini görmek zor değildi. Galatasaray her zamankinin aksine maça kontrollü başlaması yenebilecek sürpriz bir gole engel oldu. Teknik heyet ve futbolcular derslerine çok iyi çalışmışlar. Fenerbahçe ve Trabzonspor'a zor anlar yaşatan LuaLua'nın kolay top almasını, pozisyona girmesine izin vermeyerek Karabükspor'un en büyük kozunu diskalifiye etmiş oldular bir nevi. Bir ara istatistikler arasında uçurumlar vardı. %75 - %25 topla oynama oranı vardı maçta. Toplam paslar ise 120 - 27 üstünlükte bizdeydi. Fakat fazla pozisyona girememek, gol bulamamak yazının da başında belirttiğim yorgunluk belirtileri olsagerek. Ama Drogba&Sneijder'in tek top organizasyonuyla girilen pozisyonda Sneijder'in usta işi plasesiyle atılan gol muazzamdı. Golü bulduktan sonra yine Fatih Terim meşhur "aktif dinlenme" moduna geçti takım. İkinci golü bulamamakta son dakikalarımızın stresli geçmesine neden oldu. Şükür ki tek golle 3 puanı alarak bu zor deplasmanı kayıpsız kapatmış olduk.Burak Yine Kayıplarda
İspanya'daki maçtaki etkisiz görüntüsüyle dikkat çeke Burak Yılmaz'ın düşüşü devam ediyor. Mersin İdman Yurdu maçındaki kötü performansını devam ettiren, Arena'daki Real Madrid maçında cezası nedeniyle oynayamayan Burak, dün akşam da etkisizdi. Dün akşam neredeyse tek bir pozisyona girerek belki de ligdeki en kötü performansını gerçekleştirdi. Şampiyonluğa giden yolda sona yaklaşırken en etkili silahımız olan Burak Yılmaz umarım bu görüntüsünden en kısa zamanda kurtularak eski kimliğine bürünür ve takıma katkı sağlamaya devam eder.
Hamit ve Melo'nun Performansları
Geçtiğimiz sezon şampiyonluktaki aslan paylarından biri de Melo'nundu. Sezon başında gecikmeli olarak da olsa yeniden kiralanması taraftarı mutlu etmişti. Ama bu sezon ki performansı geçtiğimiz sezonu mumla aratır cinsten. Saman alevi gibi bazı maçlarda (özellikle son 3-4 maçtır) gösterdiği performans her ne kadar geçen sezonun yanına yaklaşamasa da beklentilerimizi karşılar nitelikte. Hamit'e gelecek olursak, o da Melo gibi. Saman alevi gibi. Fatih Hoca sezon başından beri ısrarla forma veriyor fakat performansından memnun olduğunu sanmıyorum. Şahsen Hamit benim beklentilerimi hiç mi hiç karşılamadı bu sezon. Güvendiğim dağlara kar yağdı desem yeridir. Bir çok kişi de benimle aynı fikirde olacağını sanıyorum.
Drogba "Efsane" lakabının kat ve katını hak ediyor. Süperstar olmak gerçekten kolay iş değil. İlk çıktığı maçta gol atarak çarpıcı bir başlangıç yapmıştı ve devamında alışma sürecini çabuk atlatmasıyla takıma katkısına inanamıyorum. Bir golcü olarak, golden çok arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlarla ve bireysel yetenekleriyle takıma eşsiz bir katkı sağlıyor. Her ne kadar 90 dakikanın tamamında etkili olmasa da gerektiği yerde vitesi yükseltmesini çok iyi biliyor. Özellikle Fatih Hoca'nın yokluğunda kendisine çok ama çok güveniyorum.
Netice itibariyle kritik bir virajı da kazasız dönmüş bulunuyoruz. Ben rakiplerimizin puan kaybetmesini beklemek yerine Şampiyonlar Ligi grup maçlarında yaptığımız gibi kendi göbeğimizi kendimizin kesmesinden yanayım. Yani kalan 5 maçın en az 4'ünü kazanıp şampiyon olmak en güzeli.
Efsane Drogba
Drogba "Efsane" lakabının kat ve katını hak ediyor. Süperstar olmak gerçekten kolay iş değil. İlk çıktığı maçta gol atarak çarpıcı bir başlangıç yapmıştı ve devamında alışma sürecini çabuk atlatmasıyla takıma katkısına inanamıyorum. Bir golcü olarak, golden çok arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlarla ve bireysel yetenekleriyle takıma eşsiz bir katkı sağlıyor. Her ne kadar 90 dakikanın tamamında etkili olmasa da gerektiği yerde vitesi yükseltmesini çok iyi biliyor. Özellikle Fatih Hoca'nın yokluğunda kendisine çok ama çok güveniyorum.
Netice itibariyle kritik bir virajı da kazasız dönmüş bulunuyoruz. Ben rakiplerimizin puan kaybetmesini beklemek yerine Şampiyonlar Ligi grup maçlarında yaptığımız gibi kendi göbeğimizi kendimizin kesmesinden yanayım. Yani kalan 5 maçın en az 4'ünü kazanıp şampiyon olmak en güzeli.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder